20 Aralık 2012 Perşembe

YEMEKTEYİZ 2

Kaldığımız yerden devam ediyorum, yemek yapma hikayemize.


video


video
video
video
video



Gördüğünüz gibi, tam olarak  4  saatte 10 kişi için yemek hazırlama işi bitti.

Bu arada sakın videolarda sadece sevgilimi gördüğünüz için, bütün yemekleri onun yaptığı gibi bir fikre kapılmayın. Biz herşeyi paylaşırız. Hayatın tüm güzelliklerini ve zorluklarını.

Tüm bunlardan sonra, ne dersiniz Yemekteyiz programına katılabilir miyiz sizce?

Şaka şaka Allah korusun....

Sevdiklerimize yemek yapmak, bizim için en büyük keyif.........
Yediklerimiz i,çtiklerimiz bize kaldı, 
seyretmesi de size..........

YEMEKTEYİZ 1

Yemek yapmak, özenli sofralar hazırlamak, dostlarımızı ağırlamak bizim çok keyif aldığımız durumlardır.
Sevgilimle genellikle, kim yemek yapacak kavgası yaparız. Yanlış anlamayın sakın. Sen yap-ben yapayım değil.
"Ben yapacağım, hayır ben yapacağım" çekişmeleri şeklinde sürerbu konuşmalar.

Geçenlerde saat 16.00 civarında, bir markette Şükran adında  arkadaşımla karşılaştım. O akşam yemeğe 2 arkadaşımız gelecekti ve bizde sevgilimle alışveriş yapıyorduk. Bizim gelecek misafire yemek hazırlamaya başlamak için , o saatte alışveriş yapmamıza inanamadı. "Yemeğin mümkün değil yetişmeyeceğini" ileri sürdü.
Güldük bu sözlere.
Sonra kendi aramızda konuştuk. "Gerçekten de başkaları bizim gibi değil mi acaba?" " Yemek yapmak neden herkese korkutucu geliyor?" diye.

Oysa biz inanılmaz keyif alıyoruz bu işten.

Ekim ayının sonlarına doğru, oğlumun yurtdışından misafirleri gelecekti. İçlerinde 2 türk, 2 Çekoslavak, 1 Rus ve 2 Kanadalı vardı. Birleşmiş Milletler gibi oldu ama, gerçekten de böyle. Oğlum ve bizimle birlikte yemekte toplam 10 kişi olacaktık.






Ağırlıklı olarak Türk yemekleri ikram etmek istedik.

Bir gün önce menüyü saptadık.
Ana yemek olarak:
-Hünkar Beğendi yapmaya karar verdik.
-Pilav
-Mevsim salatası
Ara sıcak olarak:
-Fırında Mantar
Zeytinyağlı olarak da:
-Barbunya
-Fava
-Kabak Çiçeği dolması
-Börülce
-Pırasa
-Yoğurtlu havuç
-Mücver
-Kadınbudu Köfte
Meze olarak:
-Garnitürlü kurutulmuş domates
-Peynir tabağı
-Hatay kırma zeytini
-Kavun
Yemek üstüne de:
-Türk Kahvesi
-Acıbadem likörü
-Lokum

Menüyü hazırladığımız anda, işimizi yarı yarıya bitmiş kabul ettik.

Ertesi gün alışverişe çıktık. Erzak ve içkilerimizi aldık.
Bu arada da sohbet ediyorduk." Acaba gerçekten hızlı mıyız, pratik miyiz, nasıl yapıyoruz bu yemekleri, nasıl yetişiyor?" Başkalarının niye gözünde büyüyor bu işler de, bizim için eğlence haline geliyor?"

Sonra bir karar verdik.
Bu kez yemek yapışımızı filme kaydedecektik.
 En azından nasıl yapıyorsunuz diyenlere bir cevabımız olacaktı.


Seyredin bakalım  Siz nasıl bulacaksınız?

video




video



video
video

Galiba bu kadar video yükünü kaldıramıyor, devamı YEMEKTEYİZ 2 yazısında.

Beni izlemeye devam edin lütfen.............

19 Aralık 2012 Çarşamba

GÖNÜL WAS HERE

Tatil mekanlarına  kış aylarında gitmeyi çok severim. 
O bomboş kumsallar, sokaklar beni inanılmaz etkiler. Kalabalığı sevmiyorum galiba. 1-2 sefer hariç, temmuz-ağustos aylarında hiç tatile çıkmamışımdır.






En keyifli tatillerim diye hatırladıklarıma bakıyorum da Ekim, Ocak, Mart gibi aylarda olmuş. Bu saydıklarım kış tatilleri değil, yazlık yörelere yapılan tatillerden bahsediyorum ben.

 Biz hiç bir zaman planlı programlı tatil yapmayız. Küçük bir çantaya eşyalarımızı koyarız ve yola çıkarız.
Nerede ne kadar kalacağımızı bilmeyiz. Herşey nereyi sevip, nerede kendimizi mutlu hissettiğimizle alakalıdır. Süreyi de sıkılmamız belirler. Sıkılıp, evimizi özlediğimiz zaman geri döneriz gittiğimiz yerlerden.

Bu sene de Kasım da yola çıktık. Orası burası derken, iyice güneye indik. Harika havalar, harika bir deniz.




Göreceğiniz fotoğraflar Kasım ayında Sarıgerme' de çekildi. 

12 Kasımda Sarıgerme' de denize girdik.
Bomboş kumsalda ayak izlerimizi bıraktık. Kuma yazılar yazdık. Bizden başka kimsenin olmadığı koskoca kumsalın keyfini doya doya yaşadık. Yürüdük, kitap okuduk, müzik dinledik.

İnanılmaz bir sessizlikte, sadece dalgaların sesini dinleyerek uyuduk.



 

 Kumsalda kum zambakları vardı. Bir tanesini dikkatlice söküp eve getirdim. Cam bir kaba kum doldurup diktim. Sanırım tuttu. Şu anda evde kum zambağı yetiştiriyorum.

Fazla söze gerek yok sanırım. I was there.




16 Aralık 2012 Pazar

DOĞANIN BİZE HEDİYELERİ

Her ne kadar dekorasyon konusunda yazmak istesem de, farklı konular çıkıyor karşıma.
Sonra düşünüyorum da, belki de her güzellik ve estetik anlayışı da, hayatı dekore etmek ile ilgili değil mi?



Hatta doğadaki güzellikler de bir anlamda hayatımızı güzelleştirmek ve dekore etmek için varlar.

Geçenler de İzmir' e gitmiştik. Oraya gitmişken, Sığacık' a uğramamak olmaz. Sığacık, dünyadaki yavaş şehir seçilen yerlerden biri.
Gerçi pazar günleri giderseniz, kurulan el sanatları ve yiyecek pazarı yüzünden pek yavaşlığı kalmamış oluyor ya. Civar illerden bile gelenler var pazar günü.

Biz de bir pazar günü oradaydık. Köy meydanında ettiğimiz kahvaltıdan sonra, sevgilimin dayısına ait mandalina bahçesine gittik. Ben mandalinaya bayılırım. En sevdiğim kış meyvasıdır.

Aman tanrım , mandalina bahçesini görünce kendimi kaybettim galiba.

Her ağaçtan, en güzelini seçerek, sadece bir tek mandalina topladım.

Bu arada bir şey öğrendim. Mandalinalar koparılmaz, kesilirmiş. Yoksa o koparılan yerden ertesi sene meyva vermezmiş.
Eve neredeyse 15-20 kilo mandalina ile döndük.


Aşağıdaki fotoğrafları görünce sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Doğa bize inanılmaz estetik hediyeler veriyor.















14 Aralık 2012 Cuma

HADİ KAHVALTIYI BAHÇEDE EDELİM

Bu hafta dekorasyon ile ilgili bir yazı yazmak yerine biraz içinizi ısıtmak istedim.

Biliyorsunuz havalar artık iyice  soğudu, kış geldi bile. Ama 15-20 gün öncesine kadar hala sıcaktı.
Ben açıkçası çok sıcağı sevmem. Bizim yatak odamızın camı yaz kış açıktır. Soğukta uyumayı severim. Sıcacık yorganın arasından, temiz hava solumak isterim. Sevgilim de alıştı artık. Başlarda üşüyorum falan dediyse de , artık O da benim gibi sıcakta uyumaktan rahatsız oluyor.

Yanlış anlamayın, çok sıcağı sevmem dediysem de güneşi severim. Güneşi tenimde hissetmek, her zaman kendimi mutlu hissetmemi sağlar.
Bu yüzden ne zaman güneş bulutların arasından azıcık yüzünü gösterse, hemen açık havaya  çıkmak isterim.

Geçenlerde  yine böyle güneşli bir gün yakaladım. Gözümü yatağa vuran güneş ışıkları ile açtım.

"Kahvaltıyı bahçede edelim" diye fırladım yataktan.

Sonbahar geldi diye bahçeyi toplamıştık artık. Koltuklar üst üste konmuş, minderler toplanmıştı çoktan.
Ama böyle bir şey beni asla durduramazdı. Evdeki tüm mırın kırın edişlere kulaklarımı tıkadım.

 Önce yemek masasını, bahçenin en güneş gören yerine taşıdık.


 




 Sonra yıkayıp kaldırdığımız minderlere geldi sıra.

Bu konuda biraz tembellik ettik açıkçası. Daha doğrusu, sevgilim, birazdan güneş çekilince içeri kaçmak zorunda kalacağımız bu kısıtlı süre içinde, bu kadar geniş çaplı bir operasyon düzenlemeyi reddetti. Bu yüzden de büyük koltuğun minderlerini çıkarmak yerine, sandalye minderleri ile yetinmek zorunda kaldık.




 





Sonra hevesle mutfağa koştuk.
 Hemen hazırlığa giriştik. Peynirler, domatesler, biberler, zeytinler, reçeller tabaklara yerleştirildi. Yanına maydanoz, tere gibi yeşillikler yıkandı.

Çay ateşe kondu.



 





  Bol yumurtalı, maydanozlu bir omlet için, tava ocağa yerleştirildi.






 Yemek yerken keyfimiz, eksik kalmasın diye gazeteler  ve taze ekmekler alındı.




 Bu güzel güneşli günde keyifli bir kahvaltı yapmak için herşey hazırdı artık.










 Aslında mutlu olmak ne kadar basit değil mi?

Yanlızca, biraz heves, biraz özen, biraz istek. 
En basit bir kahvaltı masasının hazırlanması ve açık havada ailece edilecek bir kahvaltı bile insanı mutlu etmeye yetiyor.
 En azından beni fazlasıyla mutlu ediyor.

Not: Gerçekten de bu keyfimiz 2 saat kadar sürebildi. Üşüyünce önce kazakları giydik, ardından içeri kaçmak zorunda kaldık. Ama bu bile harikaydı.















1 Aralık 2012 Cumartesi

SUDA OLMAK







 Bu tasarımı kendimi bildim bileli uygulamak istemişimdir. 

 Aşağıdaki fotoğrafta görülen çok basit bir uygulama şekli. Bu fotoğrafta Ev zaten deniz kenarında .
Suyun içinde direkler üzerine oturtulan bir evin altını cam yapmak tabii ki çok basit bir işlem. Zaten farklı bir şey olsa şaşardım.

Ama benim istediğim bunu normal bir evde yapmak. Loft bir mekanın bu iş için çok uygun olacağını düşünüyorum.
 Evlerinin alt katlarında yüzme havuzu olanlar, nasıl tavanlarını cam yapmazlar ki?
Böylelikle alt katta yüzenleri üstten seyretmek, ya da kimsenin  yüzmediği sırada, üst katta dolaşırken aşağıda suyu görmek harika olurdu.

Ne yazık ki bu tarz uygulamaları Türkiye de yapılan evlerde hemen hemen hiç göremiyoruz.
Standartların dışına çıkmak çok nadir rastlanan bir şey.

Aynı moda olduğunda, hemen hemen herkes tarafından kullanılan kıyafetler gibi, saçlar gibi......

Hadi cesaret farklı mekanlar yaratalım. Sıkıcı sıradan, birbirini tekrarlayan görüntülerden kurtulalım artık......






İşte farklı bir banyo uygulaması. Bahçeye açılan sürgülü bir kapı ve yeşillikler, size banyo yapmaktan çok,  doğanın içinde yüzdüğünüz hissi verecektir.

Bence site içindeki bir evde bile uygulanabilir. Tek taraflı cam kullanılması, içerisinin görünme olasılığını ortadan kaldıracaktır.








İstanbul' da yüzme havuzu olan yığınla tesis var. Özellikle spor amaçlı kullanılanlar, sabah ve akşam çok yoğun olmasına rağmen, gün ortasında ne yazık ki tam randımanlı kullanılamamaktadır.

Oysa en azından gündüz saatlerinde sinema haline dönüştürülse, inanılmaz bir rağbet göreceğini düşünmekteyim.

Tatil yöreleri dışında, şehir yaşamında şu ana kadar bir uygulamasına rastlamadım ne yazık ki.

Belki de ben görmemiş olabilirim, siz gördünüz mü?



18 Kasım 2012 Pazar

PRATİK FİKİRLER

Geçen hafta perşembe günü ani bir kararla İzmir' e gitmek üzere yola çıktık. Amacımız sevgilimin 2,5 yaşına gelen yeğenini görmek ve pazar günleri Seferihisar' ın Sığacık köyünde kurulan organik köy pazarına gitmekti. Daha fotoğrafları bilgisayara yüklemediğimden orada yaptıklarımızı daha sonra yazacağım.
Neyse perşembe ve cuma günü İzmir' de, cumartesi gecesi ise Sığacık' ta kaldık. Pazar günü İstanbul' a dönmek üzere yola çıktık. Ama yolda fikir değiştirip Dalaman' a gitmeye karar verdik. 2 gün Sarıgerme' de 1 gün de Göcek' te geçirdik. Harika bir hava ve harika bir deniz vardı. Böylece Kasım' ın ortasında denize girme fırsatı yakaladık.

Tüm bunları anlatmamın nedeni uzun zamandır yazamama nedenimi açıklamaktı. 
Gevezeliğimin kusuruna bakmayın.

Şimdi evdeyiz. Size daha önce yazmaya karar vermiş olduğum, bir kaç pratik fikri anlatmak istiyorum.

 Erzak saklama torbaları



Bu torbalara bayıldım. En kısa zamanda yapmak istiyorum. Patates, soğan, sarımsak gibi erzakları saklamak  için çok pratik bir fikir. Sepete doldursanız, koyacak yer sorunu çıkar.
Bunları birer kanca ile duvara asabilirsiniz. Hem çok şık, hem de kullanımı kolay.


Şık bir çalışma masası:




Viki Hünal' ın çalışma masası harika. Ralp Laurent' in masasını örnek alarak yaptırmış.
Benim antika bir çalışma masam var. Eskiden bana yetiyordu. Ama bilgisayarlar çıktığından beri masaya sığmamaya başladım.
Yeni evde yeni bir masa istiyorum.
Ahşap ve metalin birlikte kullanımını zaten çok severim. Biri sıcak, biri soğuk iki materyal.
Demirciye yaptıracağınız sıpa şeklinde metal ayaklar üzerine yerleştirilecek bir ahşap ile inanılmaz şık bir masa elde etmiş olursunuz.



Harika bir salıncak:








Ben aslında salıncak sevmem. Daha doğrusu hazır satılanlardan hoşlanmıyorum.

Bu fotoğrafı görünce bu konudaki fikrimi değiştirdim. İple tavana asma fikri çok akıllıca. Oturma yerini ise istediğiniz genişlikte yapabilirsiniz.
İki kişinin birlikte rahatlıkla yatabileceği bir salıncak, fena olmazdı doğrusu.


Komple bir çamaşırhane:


Bu çamaşır dolabını ise, evinizin istediğiniz köşesinde rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Hatta mutfak dolaplarının devamı gibi olabilir.
Türkiyede ki evlerin banyoları zaten küçük. Bir de oraya çamaşır ve kurutma makinesi sokma fikrinden hiç bir zaman hoşlanmamışımdır. Ben genellikle çamaşırhaneden yanayım ama, bu fikri de çok kullanışlı buldum. Üst dolaplara da elektrik süpürgesi giriyorsa sorun yok.
Ütü tahtası sorunu ise, çamaşır makinasının üzerinde ki tezgahı uzatılabilir şekilde yaparak çözülebilir.


Kitap desteği:



İlk yapacağım şeylerden biri de bu kitap destekleri. Eğer iki yanı kapalı bir yere koymuyorsanız, kitapların devrilmeden durmasını sağlamak zor oluyor.
Ben evde, pazarcıların kullandığı- şimdi artık elektronik tartılar kullanıyorlar ama, eskiden gramla tartılırdı- kilogramlardan kullanıyorum. Beş kiloluk ve 10 kiloluk ağırlıklar, hem ilginç duruyor, hem de işimi fazlasıyla görüyor.
İstediğiniz malzeme ile kaplayacağınız ateş tuğlaları, bu iş için bir alternatif.

 Aydınlatma alternatifleri:

Son olarak aydınlatma için hem ucuz, hem ilginç fikirler var sırada.


Çeşitli su borularından, abajur ayakları yapabilirsiniz. Neler kullanacağınız, tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış.





Pazarcıların, günün erken karardığı kış akşamlarında yaktığı ampulleri hep beğenmişimdir.

Evinize takmak için pahalı avizeler almanıza gerek yok. Aynı noktadan çıkan, fazla sayıda ampulü uzun siyah kablolara takarsanız, çok farklı bir aydınlatmanız olabilir.

Belki gözü yormamak için soft ampul kullanabilirsiniz. Normal ampul boyutundan daha büyük ampuller takarsanız, daha da şık duracaktır.

Bugünlük bu kadar. 
Görüşmek üzere...............

5 Kasım 2012 Pazartesi

KENDİNE BAHÇE YAP

Herkes bahçeli bir evde yaşama şansina sahip değil ne yazık ki. 
Ama bu yine de bir bahçeye sahip olamayacağınız anlamına gelmiyor. Balkonunuzda, cam içlerinizde, siz de bahçe yaratabilirsiniz. 
Buraya yayınlanmış bazı fikirleri aldım.



 Meyve-Sebze kasalarından bahçe yapmak


 Meyva kasaları ile çok hoş bahçeler yaratabilirsiniz. Bu kasalara dikeceğiniz çeşitli sebzeleri, raflara yerleştirebilirsiniz.
Domates, biber, reyhan, kekik, en kolay yetiştirilenlerden. Ben maydanoz ve dereotu yetiştirmeyi ne yazık ki beceremiyorum.
Naneyi ise bir yerden köklü olarak edindim.

Bu arada kasaları farklı amaçlar için de kullanabilirsiniz. Yukarıda tekerlek takarak ve üstüste koyarak kullanımlarını görüyorsunuz.


Yumurta Kabuklarında çiçek yetiştirmek





Şu anda, bu yukarıdaki fikri gerçekleştirebilmek için, yumurta kabuğu biriktiriyorum. Yediğimiz her yumurtanın kabuğunu yıkayıp, cam içine koyup kurutuyorum.
Sonra içlerine toprak doldurup kaktüs ekmeyi düşünüyorum. Aralarından bazılarına ise arapsaçı ekeceğim. Böylelikle boşluklar dolacak. Yeşilliklerin arasından çıkan kaktüsler gözükecek.

Sanırım minik yumurta yeme kapları da aynı işi görür.


 Farklı bahçeler
 


 Bahçe duvarına yapılan uzun saksıları denedim. Ama benim çok fazla kedim olduğu için , ne yazık ki uzun süre dayandıramadım. Hemen içine girip kazmaya başlıyorlar. Diktiğim herşeyi çıkarıyorlar.

Cam kavanozları ise bahara deneyeceğim. Kelepçeleme yöntemi ile duvara monte etmek harika bir fikir. Benim bahçemde, tel örgü çitler var. Kavanozların ağızlarına tel geçirip asabilirim. Bu kelepçeleme yönteminden çok daha kolay.

Cepleri olan bir organayzer kullanmak ta harika bir fikir. Hazır alabileceğiniz gibi kendiniz de dikebilirsiniz.


Manken kafalar



Bu manken kafalarını  her zaman sevmişimdir.

Ben bahçe duvarına bir raf yaparak, üzerine yerleştirip senelerce kullandım. Eminönünden 3.- ya alabilirsiniz.
Başına bağlayacağınız bir eşarp ve gözüne yerleştireceğiniz renkli gözlükler ile yanyana inanılmaz bir görüntü oluşturuyorlar. Çok da etkileyici gözüküyorlar.

Açıkçası, üst kısmını delerek veya keserek, saksı olarak kullanma fikrini hiç düşünmemiştim.
Böyle de çok güzel olmuş.

Ayrıca, okulda belki de hepimizin yaptığı, pamuklar içinde fasulye yetiştirme işlemlerini hatırlayın.
Bu aralar tek kalan, takımı bozulan bardaklarımı, bu iş için biriktiriyorum. Onların içlerine pamuk yerleştirip, mercimek, fasulye, nohut ekeceğim.

Yani yumurta kabukları ve pamuklu bardaklar kısmını denemeye başlıyorum.

Sonuç alınca fotoğraflarını yayınlayacağım.

3 Kasım 2012 Cumartesi

MUMLAR

Mumlar hayatım boyunca çok sevdiğim nesneler olmuştur. Evimin her tarafında kullanırım. Bana hediye almak çok basittir. Kitap, mum ve sabun beni en çok sevindiren hediyelerdir.

Ama öyle enteresan  hayvan figürü şeklinde ya da o tarz farklı mumları sevmem. Mum benim için klasik formatta olmalıdır. Düz, büyük, yuvarlak veya kare.

Renk olarak da siyah,krem veya  kahverengi olabilir. Asıl tercihim ise krem rengi olanlar. Yani bildiğimiz kilise mumlarının kalınlarından.
Bir ara Kurtuluş' ta kiliselere mum satan bir imalathane bulmuştum, inanılmaz ucuza mumlar alıyordum.

Mumlar için her türlü altlık kullanabilirsiniz. Ben kaldırım taşlarına, yollara döşenen karoların üzerine aynı anda bir kaç boy mum yerleştirip yakmayı seviyorum. Hem şık , hem de emniyetli.

 Bu yaz kavanozları kullandım her yerde.
 Ağızlarına tel sarıp, bahçedeki bütün ağaçların dallarına astım.
Siz eğer evde kullanacaksanız, kavanozların ağız kısımlarına rafya bağlayabilirsiniz. İçine misketler doldurup, üzerine suda yüzen mumlar yerleştirebilirsiniz. Ya da susuz olarak tea light mumlar kullanabilirsiniz. Bu arada en ucuz tea-light mumlar İkea' da satılıyor. Eminönü' n den bile daha ucuza satıyorlar orada.





Evde misafir ağırlarken ise yemek masanızın ortasına yerleştireceğiniz çeşitli büyüklükte kavanozlarda yakacağınız mumlar, ortama büyülü bir hava katacaktır.
Aydınlatmayı sadece mumlarla sağlarsanız, etkisi daha da artacaktır.










2 Kasım 2012 Cuma

YAZ BİTERKEN

Bugün saat 17.00 de ortalık kapkara oldu. Bu sene, ilk defa bugün kışın geldiğini hissettim. Bahçeyi topladım. Minderleri bir hurcun içine koyup, sandıkların içine kaldırdım. Bahçede donabilecek nane, kekik, reyhan, biberiye, biber gibi bitkilerimi saksilara alıp, cam içlerine yerleştirdim.
Ağaçlardan fenerleri toplayıp, seneye tekrar çıkarmak üzere kaldırdım.
Bahçe artık kışa hazır. Sadece şemsiyeler kaldı. Yağmurların durduğu bir zaman diliminde, onlarıda fırçayla yıkayıp, kurutup, sarıp kaldıracağım.

Belki anlatmışımdır. Bizim ev bir kedi cenneti gibi. Şu anda baktığımız 6 tane kedi var. Bunların 3 tanesi evde, diğer 3 tanesi ise bahçede yaşıyor. Bugün bahçede kalanlar içinde kış hazırlıklarımızı yaptık. Islanmamaları ve üşümemeleri için yerler hazırlandı.

 Kış gelmeden bahçede yapmak istediğim tek bir  şey kaldı sadece.

Bu yaz bizim için çok yoğun geçti. Hemen hemen haftanın en az 3 gecesi misafir ağırladık. Ama herkesi aynı anda davet edebileceğim bir bahçe partisi veremedim.

Eğer havaların müsait olduğu bir zaman dilimi bulabilirsem, bir yaza veda partisi vermek istiyorum.

Geçenlerde bir blogda ilginç bir şey okudum. Ne yalan söyleyeyim benim aklıma gelmemişti açıkçası.

Bahçede bir açık hava sineması gecesi düzenlemek.



Eğer sizde böyle bir gece düzenlemek isterseniz, aşağıdaki linke bağlanıp bu yazıyı mutlaka okuyun derim. Fotoğrafları görmek için de  linke bağlanmanız yeterli.


 http://decotrends.blogspot.com/2012/06/ack-havada-sinema-keyfi-baskadr.html


 Belki bu sene artık böyle bir gece düzenleyecek, sıcak havalar bulamam ama, seneye bu fikri mutlaka uygulayacağım.

Bu sene ise, çok yakın dost ve arkadaşlarımızı ağırlayacağımız, ya mangal-bira partisi ya da sosis/makarna-şarap partisi ile yaza veda etmek istiyorum.

Umarım bu ay içinde böyle bir fırsat yakalayabilirim.....
Partide görüşmek üzere.....
 

























24 Ekim 2012 Çarşamba

KENDİNE BALKON YAP

Belki görmüşsünüzdür ama, yine de buraya yazmadan duramadım. Bence inanılmaz bir tasarım.
Çok yüksek bir kattaysanız biraz ürkütücü olabilir ama, hem fikir şahane, hem de uygulaması çok basit.




Kendi balkonunu kendin yarat:




Evinde balkonu olmayanlar için olağanüstü bir fikir.

Pencerenizi 2 saniye içinde balkona dönüştürebilirsiniz, gördüğünüz gibi.
Biraz hayalgücü ile neler yaratılabiliyor.


Bu tarza çok benzeyen çeşitli pratik uygulamalar da yapılabilir.
İşte aşağıda bir tane daha.

Kahvaltı sehpası:






Başucu sehpanızın, komidininizin üstü, mükemmel bir kahvaltı tepsisine dönüşebilir.

Aynı uygulamayı, koltuğunuzun kenarına yapabilir, çok işlevsel bir çalışma masası da edinebilirsiniz.

Bu arada iki, üç yazı önce aynalı aksesuar dolabından bahsetmiştim.
Tesadüfen karşıma groupon şehir fırsatında bu ayna çıktı. İndirimli fiyatı 254.-
Hem de ücretsiz kargo ile evinize teslim olarak.

İlgilenenler için aşağıya linkini yayınlıyorum.

www.sehirfirsati.com/deals/tum-turkiye/aynalitakidolabi-mobilya-dekorasyon

Bugünlük bu kadar, yarın bayram, hepinize sevgiler........


20 Ekim 2012 Cumartesi

MELON ŞAPKALAR

Geçen gün de söylediğim gibi evmanya sitesini takip ediyorum. E-dergileri bir harika. Son sayılarından birinde aşağıdaki resimleri görünce çok şaşırdım.




Melon şapkalardan masa lambası ve spotlar yapmışlar.

Size aydınlatma ile ilgili yazdıklarımı hatırlarmısınız?

Kendi evimde aydınlatma elemanlarımızın neredeyse hepsini kendimiz yapmıştık. Bu arada sevgilime haksızlık etmek istemem. Ben tasarlıyorum ama bütün üretim ona ait.

Bundan 2 yıl önce, bu eve taşınırken yaptığımız, girişte kullandığımız aydınlatmanın fotoğrafını tekrar yayınlıyorum.




Aynı malzemeyi kullanmışız.

Biz de bu lambalar iki tane. Yanyana ama farklı boylarda olarak, tam sokak kapımızın karşısında asılı. Bu arada o gördüğünüz metal levhalar hem arkadaki vestiyerin kapısı, hem de mumluk olarak kullanılıyor. Yıllar önce bir fuar standında kullanmak için tasarlamıştım.

Bu şapkaları internetten sipariş ettim. Parti malzemesi satan yerlerden eve teslim 25.- liraya maloldu. Yukarıdaki masa lambalarında, içlerine yanmasın diye metal kaplamışlar. Bizimkilerde ampuller aşağıya doğru baktığından, herhangi bir sorun oluşturmuyor.

Ama masa lambası yapacağım derseniz, Eminönü' nden alacağınız ucuz tencereler de, bence aynı işi görür.
Gerisi elektrik malzemesi satan yerlerden alacağınız kablo vs.

Gördüğünüz gibi hiç de fazla para harcamadan, tasarım ürünleriyle donattığınız bir eviniz olabilir.

Yeterli farklı bir gözle bakmaya çalışalım.

Zaten hayatın kendisi de öyle değil midir? Standartın dışına çıktığınız zaman, size farklı yollar açar....

19 Ekim 2012 Cuma

BİSİKLET LAVABO

Bugün  yazımı yazmış ve yayınlamıştım, tam kapatırken ilginç bir tasarımla karşılaştım.
Bayram öncesi bu müthiş -bana göre tabii ki- görüntüyü sizlerle paylaşmak istedim.

Oldum olası sıkıcı ve standart tuvalet - banyolardan nefret ederim. Hele Türkiye de bu son zamanlarda yapılan gökdelenlerde, neredeyse hepsi birbirinin aynı olan banyolarla karşılaşıyoruz.

Oysa günde kimbilir kaç kere girip çıkıyoruz bu mekanlara.

Öyleyse neden farklı ve güzel olmasın?

Aynı bunun gibi....




 Benjamin Bullins, eski bir bisikleti üzerine koyduğu ahşap tezgaha zarif ve modern bir lavabo yerleştirerek çok hoş bir şekilde değerlendirmiş. Bisiklet severlerin özellikle beğeneciğini düşündüğüm bu tasarımın yeni geri dönüşüm fikirlerine ilham olması dileğiyle.   





Bir bisikleti lavabo altı olarak kullanmak, yaratıcılık değil de nedir acaba?
Aplikleriyle, sepetine konulan havluları ile,penceredeki vitray uygulaması ile harika duruyor.

Lavabo kenarına konulan pembe orkide ise, tam anlamıyla üzerine tüy dikmek bence.

Benim baktıkça içim açıldı.

Umarım siz de beğenirsiniz.....

Bundan sonra yapacağım evde kesinlikle bu fikri uygulayacağımdan emin olabilirsiniz.

CAM ÖNÜNDE UZANMANIN KEYFİ

Evinizde bulunan özgün eşyalar, harikadır. Onlar sadece size özeldir. Kimsenin evinde yoktur. Sizin kişiliğinizi yansıtır.
Eğer dekorasyona meraklı iseniz, çok ucuza mal edebileceğiniz , çok farklı bir eviniz olabilir.

Geçen gün, dergileri karıştırırken, evmanyanın blogunda, aşağıdaki sedirlere rastladım.

Benim için, cam önünde oturmanın keyfi, hiç bir şey ile ölçülemez. Hele bir kış günü, sıcacık güneş ışıkları da üzerinize vuruyorsa. Elinize bir kitap alıp, hatta yumuşacık bir battaniye ile buraya uzanmanın verdiği mutluluk ne ile karşılaştırılabilir ki?

Burada gösterilen fotoğraflar bir cumbanın içinin döşenmesi şeklinde.

Odanızın cam olan duvarının böyle bir köşe barındırmasını istiyorsanız eğer, şöyle bir yöntem uygulayabilirsiniz. Camın iki yanındaki duvarlara birer kütüphane yerleştirebilirsiniz. Böylece camın olduğu kısımda bir derinlik oluşur. Bu oluşan derinliğe, çeşitli sedirler oturtabilirsiniz. İster yutongları üst üste koyarak bir platform oluşturun, isterseniz bir yapı marketten sunta kestirin.
Ortadaki resimde gördüğünüz gibi, altına fazla eşyalarınızı koymak için çekmeceler bile yaptırabilirsiniz. Üstüne de bir yorgancıya istediğiniz desende diktireceğiniz minderler ile, muhteşem bir köşe elde edebilirsiniz. Bol bol yastık ise, bu mekanın olmazsa olmazı olacaktır.




Benim evimde de böyle bol güneş alan bir cumbalı bölüm var. Önce içine bir sedir yapmayı düşündüm. Sonradan ise, 70 cm. derinliğinde ve  3 metre uzunluğunda bir bölüm olduğundan, sedirin çok battal kalacağından korktum. Ayrıca bu bölümde aydınlatma da istiyordum.
Uzun süre düşündükten sonra, sedirden vazgeçtim ve koltuğa karar verdim.




Böylelikle koltuğun bir tarafına aydınlatma elemanı, diğer tarafına da küçük bir sandık yerleştirdim. Sandığın üzerinde ise tabii ki, en son okumakta olduğum kitapları bulunduruyorum.

Sizi bilmem ama ben, aynı anda bir kaç kitap birden okurum. Gün içindeki durumuma bağlı olarak değişir okuduklarım.

Sabahları gazetelerimi, ateşte yemeğim varsa-dikkatim oradaysa- hafif romanlar, keyfim yerindeyse otobiyografi ve tarih, o gün sadece okumaya planlanmışsam ise politika ve siyaset üzerine okumaktan hoşlanırım.

Haydi , biraz hayal gücü, sizde evde kendi özel köşenizi yaratın.....

17 Ekim 2012 Çarşamba

BEN DE İSTİYORUM

Bu sabah bilgisayarımı açıp, facebookta neler var diye bakarken, Hülya Sergün' ün yüklediği bir fotoğrafla karşılaştım. Doğrusu görür görmez bayıldım. Hangi kadın bayılmaz ki?

Hayat kurtaran ayna.



Yatak odanızda veya giyinme odanızda, derli toplu bir ayna. Her kadının nasıl depolayacağını bulamadığı, ama hep elinin altında olmasını istediği tüm aksesuarlarını içine koyacağı şekilde tasarlanmış. Sepetler, kutular ya da çekmecelere artık gerek yok. Fularlarınız, takılarınız, kemerleriniz hepsi elinizin altında.

 evgöre ve berke mobilya da satılmakta olduğu yazıyor. 
 Berke mobilyanın sitesine girip fiyatına baktım. 690.- liraya satılıyor. Ama açıkçası bir marangoza çok daha ucuza yaptırabileceğinizi düşünüyorum.

Bugün madem, faydalı bir şeyler yazıyoruz. O zaman alın size bir şey daha.

Boynunuzda sarkma varsa ve gıdınız çıktıysa, gelin bu maskeyi yapıp uygulayın.

Çene ve boynunuzun forma girmesi için maske:

Malzemeler:

300 gr. maden suyu
1 çay kaşığı deniz tuzu ( aktardan ya da marketten alabilirsiniz)
1 tutam dereotu
1 tutam semizotu

Tüm malzemeyi robottan geçirin. Buz kalıbına döküp dondurun. Sabah- akşam bir kapsülü cildinizde dolaştırın. Kuruyana kadar cildinizde bekletip, ardından yıkayın. 



Ardından aşağıdaki maskeyi uygulayın.

Malzemeler:

1 tatlı kaşığı yaş maya
1 çay kaşığı elma suyu
1/2 çay bardağı süt
1 çay kaşığı bal

Tüm malzemeyi karıştırın. Bu karışımı gıdınızda 20 dakika bekletin. Ardından da yüzünüzü önce sıcak, sonra soğuk su ile yıkayın. 

Bu arada yumurta akı ve bal karışımının da yüzdeki kırışıklıklarda mucizeler yarattığını biliyorum.