27 Nisan 2012 Cuma

HAVALANDIRMA

Havalandırma..... Bir yerin hava alması, özellikle de mutfakların.
 Eskiden sadece mutfak camlarına takılan yuvarlak aspiratörler vardı. Kimsenin seçme şansı yoktu, otomatik olarak her evde onlardan takılı olurdu. Yemek piştikçe, yağlı isler üzerine yapışır, rengi yavaş yavaş değişirdi. Temizlemek neredeyse imkansızdı.
Oysa şimdi sınırsız seçme şansımız var.
Ben evde daha çok country tarzını seviyorum. Mutfağın nasıl beyaz olduğunu yazmıştım. Mutfağı planlarken ocağı neredeyse tam ortaya yerleştirmiştim. Şimdi oraya bir havalandırma ya da daha fiyakalı deyimiyle aspiratör gerekiyordu.
Yabancı bir dergide, bir köy evinde uyarlanmış çok hoşuma giden bir model görmüştüm.
bizim yaptığımız çok daha güzel oldu


Onu yapmaya karar verdim. Ama nasıl? Çeşitli üreticilere scan edip taradığım fotoğrafı göndererek, benim için böyle bir şey üretip üretemeyeceklerini sormaya başladım. Ama günler geçiyor, kimseden sağlıklı bir cevap alamıyordum.
Bir gün sevgilimle Meydan Alışveriş Merkezinde yemek yiyorduk. Yemekten sonra kahve içecek yer için dolaşmaya başladık. Tesadüfen NUMNUM'a girdik. Birden başımı kaldırdım ve gördüm.
İyi olacak hastanın ilacı ayağına gelirmiş. Tavan boyunca her tarafa uzanan kocaman metal borular vardı. Hemen yöneticiyi çağırdım ve havalandırmalarını nereye yaptırdıklarını sordum. Ne yazık ki kendileri yaptırmamış,  bunların yapılmasını Alışveriş merkezi ayarlamış. Bu arada saat 22.00 olmuştu. AVM' nin merkez ofisine gittim, orada bulunan kişiden müdürün adını ve telefonunu aldım. Ertesi sabah Ali Bey ile görüştüm, bana bir firmanın telefonunu verdi. Sonra tahmin edeceğiniz gibi o firmayı aradım.
Ve nihayet Kework Ustaya ulaştım. Ertesi gün için randevulaştık. Yeni yapılan eve geldi, gezdi ve benim diplomalı olmasam da bir mimar olduğuma karar verdi.
O, bu tarz üretimleri ancak çok büyük mekanlar için yaptığını anlattı. Evde ise karşımıza bir sorun çıkıyordu. Ağız kısmını nasıl yapacaktık ve havalandırma motorunu nereye yerleştirecektik?
Oturduk, tartıştık.....
 İnsanın mesleğini seven biriyle konuşması ne kadar farklı oluyor, çözüm bulmak için kafa yoran biriyle beraber iş yapmak kadar zevkli bir şey olamaz.
 Havalandırmanın işlevinin ne kadar etkili olacağını tam kestiremiyorduk. Açık mutfak olduğu için kokular her yana dağılabilirdi. Riski göze aldım, işe başladık.
20 gün sonra yeni sistem yerine takıldı. İnanılmaz doğru çalışıyordu.
Kework Usta " mimar hanım izninle bunu başkalarına da yapabilir miyim?" dediğinde dünyalar benim olmuştu.

25 Nisan 2012 Çarşamba

BANYO KÜLTÜRÜ

Banyo kültürü. Amaç asla sadece temizlenmek olamaz diye düşünüyorum. Eğer öyle olsaydı herşey çok basit olurdu. Su, sabun ve suların akıp gideceği bir delik yeterli olurdu.

Oysa banyo yapmak, kokusuyla, mekanıyla, ışığıyla bir arınma ve ruhani bir ritüel olmalı.
Hep ormana bakan, tamamen camla kaplı kocaman bir mekanın ortasına yerleştirilmiş bir küvet hayal ederim. Her tarafta mumların yandığı, tütsülerin hoş kokular saldığı, iyi bir caz parçanın çaldığı, köpükler içinde bir küvet.
Böyle bir fotoğraf duravit' in tanıtım kataloğunda var.
Ne yazıkki bizim evlerimiz böyle tasarlanmamış.
Bu evi tasarlarken banyonun nerede olması gerektiğini biliyordum. Evin önünde 2 kat boyunca yükselen bir cumba bölümü var. Tüm tanıdıklarım oranın salon bölümü olacağını düşünüyordu. Ama ben alt kattaki bölümü rahatça uzanıp kitap okuyabileceğim bir mekan, üst kattakini de banyo olarak planladım.
Bir cumbanın içine yerleşmiş, üç tarafı cam olan bir alan.


Sorun küvetin nasıl olacağıydı. Kare, dikdörtgen, oval........ İlk önce Çukurcumayı dolaştım. Eski bir köşkten çıkarılmış, oyma mermer bir havuz buldum. Dışarıdan, ev inşaat aşamasındayken vinçle çekilip yerleştirilmesi gerekiyordu. Ne yazık ki zamanlama olarak bunu kaçırdım. Doğal taş bir küvet düşündüm. Ama bunu yontacak usta bulmak sorun oldu.

Muğla taraflarında bir ustadan söz ettiler

İstediğim malzemeyi seçemiyordum, çünkü su sızdırmazlık, ustalık, kalıp sorunu gibi problemler önüme gelmeye başlamıştı. Sonunda pes ettim. Hazır satılanlara bakmaya başladım.


Bu noktada Stark tasarımı veya Artema arasında kaldım. Dizayn olarak ikisi de aşağı yukarı aynıydı, aralarında çok küçük farklar vardı. Tercihimi Artema' dan yana kullandım. Fiyat olarak biraz daha hesaplıydı.

Yazları bütün camlardan yemyeşil ağaçlar gözüküyor
Önüme bir başka sorun çıktı bu kezde. Küvetlere armatür bağlamak için bir duvar önünde olması gerekiyordu, bense küveti tam ortada istiyordum. Çeşitli araştırmalar sonunda alacağım armatürü fabrikasına yollayarak ayak yaptırtabileceğimi keşfettim.

Yıllarca film sektöründe çalıştım. Dekoru tasarlarsınız ve yaptırtırsınız.
Sevgilim hep herşeyi hala dekor olarak tasarladığımı söyler. İşlev tarafını atladığımı belirterek benimle dalga geçer. Belki de haklıdır. Biz dekoru hazırlarız, filmi çekeriz sonra da söker atarız. Dayanması, pratik olup olmaması çok umurumuzda olmaz.
Ama ne yazık ki ben düşünürken, tasarlarken özgür olmayı seviyorum. Üretim faslını düşünmek istemiyorum.
Yıllarca beraber çalıştığımız Ardahan adında bir prodüksiyon amirim vardı, kulakları çınlasın.
 " Sultan sen iste yeterki ben yaratırım" derdi.
Belki de hayata karşı bile hala bunun şımarıklığını taşıyorum. Kim bilir?

13 Nisan 2012 Cuma

ISLAK MEKANLAR

Islak mekanlar diye bir anlayış var nedense. Bu deyimle mutfak, tuvalet ve banyolar kastediliyor. Sanırım yerlere sürekli bir şeyler döküldüğü için böyle bir isim vermişler. Yoksa kimse mutfağının ortasına bir kova su boşaltmaz.

Bu ıslak mekanlara malzeme bakmak için gittiğinizde, olmazsa olmaz olarak size sunulan şey ise seramikler. Yerler için seramikler, duvarlar için seramikler. Üstelik bunlar birbirine kombine edilmek üzere, özel olarak üretilmiştir. Seramik olmazsa mermer, ya da daha kötüsü mermer taklitleri.

Düz bir seramik örneği
Son zamanlarda ise betebe denilen malzemeler türedi. Hani eskiden apartmanların dışına döşenirdi. Çeşitli renklerle de desen oluşturulurdu. Hatta bazılarında apartmanın yapılış tarihi bile bu malzemelerle, döşeyen kişinin hünerine bağlı olarak yazılırdı.
Bense, bu malzemelerden nefret ediyorum. Banyoların ıslak soğuk mekanlar olmasını istemiyorum.
Bana göre  
banyolar sadece yıkanmak, acele bir duş almak için değil, keyif yaşamak için oluşturulmuş yerler olmalı.

Kendi yaşayacağım mekanları yapmaya başladığımdan beri, bu alanları farklı tasarlıyorum.
Öncelikle, hiç bir zaman duvarlarda seramik ya da türevi bir malzeme kullanmadım. Eskiden bu işler daha zordu. Boyanın içine çeşitli malzemeler kullanıyordum. Sonra sıvayı keşfettim. Kaba halde bırakılmış sıva, bence inanılmaz farklı bir etki bırakıyor. Zaten tezatlıklar her zaman ilgimi çekmiştir. Laf aramızda aynı yöntemi giyinirken de kullanmayı severim. Çok feminen kıyafetlerle, androjen aksesuarlar veya ayakkabılar kullanmak farklılık yaratır.
Neyse konumuz ıslak alanlar, oraya geri döneyim.
Dediğim gibi duvarlarda , bu işler için diye tasarlanan malzemeyi kullanmaktan vazgeçeli çok oldu. Yerler de ise, kendi banyom ve mutfağım için her zaman ahşabı tercih ettim. Şu parke diye satılan uyduruk malzemeler değil elbette. Benim ahşaptan anladığım, hani eski anneanne, babaanne evlerinde döşeli olan, rabıta dediğimiz, gerçek ahşaptan söz ediyorum.

İyi uygulanmış bir cila ile, başına hiç bir şey gelmeyeceğini deneyimlerimden biliyorum.
Beğendiklerimden biri

Bu evde ise, yine kendi banyom için, duvarlarda içine izolasyon malzemesi karıştırılmış dış sıva , yerlerde ahşap kullandım.
Geniş bir alanda çok şık durur
Misafir tuvaleti ve misafir odası banyosu için ise: Duvarlarına badana yapıp, yerlerine eski çiniler döşedim.  Bence ilginç oldu.

Benim tercihim bundan yana oldu


Bu arada bütün bu işler için asla fazla para harcamıyorum. Gördüğünüz gibi üzerinde metrekare fiyatı yazıyor, Bauhaus' dan alınmıştır. Önce seçtiğim malzemelerin fotoğraflarını çekip, ondan sonra tasarıma göre karar veriyorum.

Bu mekanları ıslak mekanlar olmaktan çıkarıp daha sıcak, daha keyifli kılmak için de tezgahlarında ve aydınlatmalarında farklı bir şeyler denedim. Ama bu bir daha ki yazının konusu olsun.

10 Nisan 2012 Salı

LEZİZ TATLAR İÇİN MUTFAK PLANLAMAK

Son yıllarda yemek yapmak artık ev kadınlarının görevleri arasından çıktı farkında mısınız? Yemek yapmak artık bir hobi haline dönüştü. Televizyonlarda yayınlanan programlar, ünlü kişilerin yazdığı kitaplar da bu işi özendirmek adına çok başarılılar. Ayrıca bu konuda sürekli kurslar açılıyor. Hatta bu hafta sonu, benim sevgilim de mutfak sanatlarının açtığı et pişirme ile ilgili bir kursa katıldı. O bu işleri iyi bildiği için biraz ukalalık etti ama, olacak o kadar.

Peki bu lezzetleri yaratmak adına evlerimizdeki mutfaklar nasıl olmalı?
Mutfaklar konusunda daha önce yazdım. Bu konuda nasıl düşündüğümü biliyorsunuz. Bu hafta sizlere, başından itibaren yeni bir mutfak planlama konusunda yardımcı olmaya çalışacağım.

Planlamanın önemini daha önce konuşmuştuk. Nasıl bir mutfakta rahat çalışırsınız? Dikdörtgen, kare gibi sorulara bizim verdiğimiz yanıtlar ne yazık ki çok geçerli olmuyor.
Türkiye de ne kadar büyük bir evde oturursanız oturun, ne yazık ki mutfaklar küçücük yapılıyor.
 Mutfak hala bir yaşam alanı olarak algılanmıyor.
Oysa ben mutfakta oturmayı çok severim. Yemeği hemen pişirip de mutfaktan çıkmak isteyenlerden değilim. Ayrıca başka birini de pişirirken izlemeyi  severim. Yemek kokusu bana çocukluğumu hatırlatır. Okuldan dönünce, annemin ne pişirdiğini kokusundan anladığım evi hatırlarım. Belki de bu yüzden, tercihimi hep açık mutfaktan yana kullanırım.


Boyanan Gardroplarım
Bu evi yaparken, iki tane çıkış noktam vardı. 
Evde mutfağı yerleştireceğim alanın yeri+metrekaresi ve kullanacağım dolaplar. Daha önceki evden elimde fazla gardroplar vardı. Nefti yeşiline boyalı, biri 125 cm. eninde camekanlı ( çarşaflarımı koyduğum) diğer 3 tanesi ise 80' er cm.lik ikişer kapaklı dolaplar. 
Bütün arkadaşlarım dalga geçti bu fikrimi duyunca. Ama ben ne istediğimi ve yaptığım zaman nasıl görüneceğini çok iyi biliyordum.
Üst dolap kullanamadığımı, boyun fıtığından dolayı yukarılara uzanamadığımı biliyorsunuz. Amacım bu dolapların her birine ayrı şey depolamaktı. Mesela camlı dolabı bardak dolabı yapmak istiyordum. 

Diğerlerinin birini tabak dolabı vs. şeklinde kullanacaktım. Ayrıca elimde malzeme olarak buzdolabım, bulaşık makinam, mikrodalga ve normal fırınım vardı. Yerleri saptanması gereken lavabo ve ocak da.
Bütün bunların yer seçimleri çok önemli unutmayın. 

Mesela ben lavaboyu cam önünde isterim. Birşeyler yıkarken dışarısını görmek hoşuma gidiyor.


Mutfak yerleşim planı

A Görünüş mutfak
B ve C görünümleri
Neyse ilk önce yapılması gereken çizimler. Mutfağınızı tam olarak ölçün., eşyalarınızı da. Sonra bunları kağıt üzerinde yerleştirmeye başlayın. 

O kadar çok çizim yaptım ki anlatamam. 
İkea Mutfak Programı tasarımı

Bu konuda size yardımcı olabilecek çok güzel bir program var. İKEA' nın mutfak tasarım programları. Herşeyi, çekmecelerinize kadar orada görüp yerleştirebiliyorsunuz.

Çok enteresan bir şey oldu mesela. Ben mutfak evyemi İkea' dan seçtim. Çift gözlü porselen bir evye. Fakat sonradan farkettim ki, porselen lavabolara çöp öğütme makinası bağlanamıyor. Lavabonun deliğindeki bağlantı parçası kısa kalıyor. Allahtan benim sevgilim , bu konularda olağanüstü. Ne istediğimi anlayınca, sanayi çarşısına gidip, gerekli parçayı ürettirdi. Hatta gidip konuyu İkea ile de görüştüm.( Çünkü evyeyi satıyorlar ama, çözüm konusunda yardımcı olamıyorlar.) Kendilerine bu konuda başvuran olursa diye, adımı ve telefonumu bıraktım. Arayıp soran olmadı ne yazık ki, büyük bir ihtimalle kendilerine başvuranlara hala, ne yazık ki bu işin çözümü yok diyorlardır.

Mutfak ortaya çıkıyor artık

Sıra geldi elimdeki dolapların boyanmasına. Hepsini beyaza boyadık. Aydınlık bir mutfak istiyordum bu sefer. Çeşitli yerlerden fiyatlar aldım. En uygun fiyat ve en uygun montaj ,teslim süresi İkea' nın dı. Alt dolapları oradan ısmarladım. Alt dolaplara seçtiğim kulplardan fazla alarak, benim mutfakta kullanacağım gardroplara taktım.
Yıllardır beyaz eşyada Bosch markasını tercih ederim. Yıllarca hiç bir sorun çıkarmadan çalışırlar. Ocağımı eski evden sökmemiştim, bu yüzden ocak almam gerekiyordu. Onu da Bosch dan 6 gözlü bir ocak olarak seçtim. Vog bölümü en çok kullandığım kısım. Çin yemeği hem kolaydır, hem de lezzetli. Çarşaf dolabının üstüne bardakları, alt çekmecelere de masa örtülerini, havluları, tutacakları yerleşince harika oldu.
Benimle, gardroptan mutfak mı tasarlanırmış diyenler de bayıldı inanın.......
 

5 Nisan 2012 Perşembe

O MEKANDA YAŞAMAK



Gün çoktan başladı. Sevgilim, yüzüne düşen güneş ışığı ile yarı uykulu oyunlar oynarken, ben kahvaltıyı hazırlıyorum… Fazla bir şey değil canım, her gün taze taze gelen köy ekmeğinin yanına, biraz kırma zeytin, beyaz peynir. Alp’in Dalaman’dan gönderdiği nefis çam balı. İzmir tulumunu da, yumurtayı da pazardaki adamımdan alıyorum, isteyene temin ederim :) Çeri domates, taze nane, maydanoz ve fesleğen saksıdan. Yahu hiç mi markete gitmiyorsun, diyenler için birkaç dilim füme hindi ekleyeyim bari, olsun bitsin. Çay da demlendi… Gönül’ü uyandırma vakti.
Hep kocaman gülümseyerek uyanır benim sevgilim. Varsa bile bir gün öncesinin derdi tasası, o gün başka bir gündür onun için, besbelli. Komiktir sabahları, en sıkı esprileri ilk beş dakika içinde gelir. Ona hayatı boyunca yakıştırılan birçok sıfatın yanında, onu ‘’komik’’ olarak adlandıran tek adamın, ben olduğumu söyler ve benim de güne gülümseyerek başlamamı sağlar.
Gönül’ün çok mutlu olduğunu hissediyorum burada. Onun için yaşadığı mekanın estetiği çok önemli. Kendi ellerimizle yaptık, dekore ettik burayı. Her bir objeyi kendine has tarzı ve özeni ile seçti. Perdesinden çarşafına, çatalından mumluğuna, her şey onun ince zevkini yansıtıyor. 

Kahvaltıdan sonra biraz yürüyüş yapacağız. Emekli olduktan sonra gündelik işlerimiz daha esnek hale geldi. Kahvaltı sonrası yarım saatte olsa yürümek çok iyi oluyor. Sonrasında, misafir banyosunun musluğuna bakacağım. Damlatıyordu dünden beri. Akşam dostlarımız ziyarete gelecek, düzgün çalışsın isterim. Gönül de kitabı ile meşgul olacak akşamüstüne kadar. Yayınevinden sıkıştırıyorlar. Valla ne yalan söyleyeyim bir sayfa bile okutmadı daha bana, büyüsü kaçar diyor. Ama daktilosunun üzerinden ara sıra attığı kaçamak ve memnun bakışlarda hissediyorum iyi bir iş çıkardığını.
 

…Saat beş, neredeyse gelirler. Akşam için mezeler hazır, rakı buzlukta. Balıkları dönünce halledeceğim. Ben küçük bot ile giderken dostları karşılamaya, gönül her zamanki alışkanlığı ile ‘’dikkatli ol’’ diyor. Çalıştırıyorum motoru ve çeviriyorum botun burnunu limana doğru… 





Ha ha ha ilahi siz. Anadoluhisarı’ndaki evimizi mi anlatıyorum sandınız yoksa. Hayır canım, Göcek’te, Bedri Rahmi koyundayız. Teknede.
‘’Ev seçmek, yaşam biçimini seçmektir’’ çok doğru bir gözlem. Ancak seçtiğimiz mekanı ‘’ yuva ‘’ haline getiren, mutluluk veren şey, sevgimiz, paylaştığımız dostlarımız ve içinde yaşadıklarımızdır diye düşünüyorum.
Dekorasyon benim işim değil. Ben yaşamın ‘’kendisi’’ ile ilgileniyorum.

Sağlıcakla kalın

İNMEK VE ÇIKMAK İÇİN-MERDİVENLER-

Yavaş yavaş evin içi şekillenmeye başladı bile. Bugün merdivenleri anlatacağım size. Genellikle iki katı birbirine bağlayan, hiç dikkat etmediğimiz merdivenlerin karar vermeye gelince insanı bu kadar zorlayacağı kimin aklına gelirdi ki?
Bu arada bütün bu ev çizimlerini yaparken bir şeyi öğrendim. Sağlıklı rahat bir merdivende basamak aralıkları 17 cm. olmalı. İki katın arasındaki tavan yüksekliği ve bu basamak aralığı bilgisi ile birlikte, aslında şu soruya cevap vermiş oluyorsunuz.
Merdivenlerim kaç basamaklı olacak ve şekli nasıl oluşacak?

Hiç bu soruyu düşünmüş müydünüz hayatınız da, zannetmiyorum. Dönerek çıkan merdivenler var, bir kenarı tam duvara yapışık olanlar var, sahanlıklı olanlar var.vs.vs.....
Şimdi gelelim benim hakkında karar vermem gereken, kendi evimdeki merdivenlere.

Öncelikle yeri konusunda çok zorlandık. Birkaç mimar arkadaşımdan yardım istedim. Genellikle sokak kapısından girişte hemen karşıya üst kata çıkan merdivenler çizdiler. Eğer dimdik yukarı çıkarsa çok yer kaybediyordum. Belli bir eğim vermek gerekiyor çünkü. Ayrıca, sadece yukarı çıkması yetmiyordu, bir de aşağı kata inenler vardı işin içinde.
Elinize bir kağıt kalem alın lütfen. Bir dikdörtgen çizin. Bu dikdörtgeni orta kat yani giriş katı olarak düşünün. Sonrada buraya üst kata çıkan ve alt kata inen merdivenler yerleştirmeye çalışın. Ha unutmadan araları da 17 cm. olsun. Ayrıca hemen sokak kapısının karşısında mı olsun, sağda mı olsun, solda mı olsun, merdiven altları nasıl olacak gibi bütün soruların cevaplarını da planlayın. Hiç de basit değil değil mi?
Halbuki günlük hayatımızda, alt tarafı merdiven der geçeriz.
Artık elimde bir kağıt kalem, sürekli merdiven çiziyordum. Şöyle de bir problemim vardı. Ben de herkes gibi eve gelince üstümü başımı, ayakkabılarımı çıkarıp koyacağım, bir de küçük de olsa bir gardrop odası istiyordum. HADİ BAKALIM ÇIK İŞİN İÇİNDEN.
Tam sokak kapısının karşısına yerleştirince, merdiven altını potmanto odası ya da benim deyişimle gardrop odası yapabiliyordum ama, bu sefer de alt kata inen merdivenleri ne yapacağımı düşünüyordum.
Sonunda şöyle bir çözüm buldum. Merdivenleri evin arka tarafına taşıdım. 2x2 metrelik, yani 4 metrekarelik bir merdiven boşluğu ayırdım. Bu boşluğu mümkün olduğunca evin arka kısmına taşıdım. Bu merdiven kovasının ön tarafına da 90x200 cm. ebatlarında bir oda oluşturdum.
Şekil olarak içime sinmişti.
Merdiven demir profilden yapılacaktı. İyi bir merdiven ustası bulmak ne kadar zor biliyormusunuz?
Neyse dedim ya ben şanslıydım. İyi bir ekibim vardı. Nihayet merdivenler gelip takıldı.



Gördüğünüz gibi sahanlıksız ve dönen bir merdiven.
Bu arada kullanım alışkanlığınıza göre sağdan mı yoksa soldan mı döneceği de çok önemli bir karar.
Sıra geldi basamakların neyle kaplanacağına. Ben tüm katların döşemelerini rabıta olarak planladığımdan, merdivenlerinde ahşap olmasını istiyordum. Evet ama merdiven altlarının ahşap olmasını istemiyordum. Demir kostrüksiyon bir merdivende bu işlemin çok zor olacağını anlattılar. Uzun tartışmalardan sonra, o muhteşem ekipten Atilla Bey, benim için tüm merdivenlerin alt kısımlarını, en ince detaylarına kadar- görünmeyen yerler dahil- alçıpan ile kaplamayı önerdi. VE SONUÇ MÜKEMMEL OLDU.

Merdiven trabzonu denilen şeyden hiç hoşlanmam. Espasları bozduğunu düşünürüm hep. Eğer evde küçük çocuğunuz yoksa, bence hiç kullanılmamalı.



Evin üç katını birbirine bağlayan bu merdivenleri aydınlatmak da apayrı bir yazı konusu aslında. Aydınlatma konusunu yazarken oraya döneceğim .


İyi bir aydınlatma, duvarlara asılmış resimler ve fotoğraflar sonucunda , şu anda her inip çıktığımda içimi mutlulukla dolduran, çok estetik bir şeye bakmanın verdiği keyfi yaşatan, sanat galerisi gibi merdiven boşluğum ve merdivenlerim oldu.

Not: Bu arada bütün fotoğraflar teaser amaçlıdır. Bitmiş halini daha sonra koyacağım, bunu öyle görmeyin lütfen.

2 Nisan 2012 Pazartesi

CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR

Bir ev inşa ederken galiba kaba inşaat bölümü en kolayı. Önceden planlarınız hazırsa tabii. Bu aşamadan sonra eğer meraklıysanız, detaycı bir kişiliğiniz varsa işin en zor kısmı başlıyor. Binlerce soruya cevap vermek zorundasınız. Pencere-kapı pervazlarının seçimi, yer döşemeleri, merdivenler, nerelere tavandan aydınlatma hatları çekilecek, telefonlar nerelere çekilecek, havalandırmalar, prizler gibi bir sürü detay. VE bütün bu işler için sırasıyla sizden cevap bekleyen insanlar. Bütün bunları belirli bir sıra içinde planlamalısınız.

Yapacağınız iki önemli şey var bu aşamada.

1-Çok iyi bir planlama ve mümkünse görselleri
2-Çok iyi bir ekip


Sevgili, mükemmel ekibim



Ben bu konuda çok şanslıydım. Resimlerini gördüğünüz bu ekip bana hayatı kolaylaştırdı. Her işten anlayan, inanılmaz detaycı ve temiz çalışan bir ekipti. İhtiyacı olanlara telefonlarını verebilirim. Fiyatları biraz piyasanın üzerinde ama, inanın bana her kuruşuna değiyor. Hatta ben iş bittiğinde, anlaştığımız fiyatın % 50 üzerini ödedim.
Öncelikle evde yapılacak herşeyin listesini çıkardım.( Galiba ben fazla düzenliyim) Bu listedeki işleri ikiye ayırdım.
1-Teknik işler
-Elektrik tesisatları ( Tüm projeleri, kuzenim Berna Atalay çizdi. "Çizdiğimin yarısını bile uygulasalar, yine de   çok iyi olur, merak etme" diyerek bu konuyu kafamdan tamamen atıp, rahatlamama neden oldu)
-Su tesisatları, kanalizasyonlar
-Kalorifer tesisatları
-Havalandırma
-Telefon, anten, tv, internet hatları
2- Diğer malzeme seçimleri ve alımları
-Pencere, kapı doğramaları 
-Yer döşemeleri
-Nerelere tepeden aydınlatma yapılacak, nerelerde yerden aydınlatma kullanacağım.
-Mutfağı nasıl planlayacağım?
-Havalandırma için, hem alt katta hem de mutfakta nasıl bir çözüm uygulayacağım?
-Islak zeminler ne olacak
-Merdiven malzemeleri
-Vitrifiye malzemeleri


Alt katın havalandırma boruları döşeniyor.
Kalorifer peteklerinin yerleri saptanmış, hatları çekiliyor


Böyle upuzun bir liste yaptım, ve çalışmaya başladık. 


Bu arada söylemeyi unuttum. Eşyalarımı koyduğum depoyu su bastığından, inşaata taşımış durumdayım
 

Ve bütün bu çalışmalar sırasında, gece gündüz inşaatın başında duran, benim tüm kaprislerime katlanan, istediğim herşeyin en güzel şekilde yerine getirilmesi için uğraşan canım sevgilim.






HERŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER, SEN OLMASAN BEN BU KADAR RAHAT OLAMAZDIM..........