27 Eylül 2012 Perşembe

BİR AĞAÇ DOLUSU ERİK

Size dekorasyon ile ilgili bir şey anlatmayacağım. Bu sefer konumuz değişik.
Evimin bahçesini anlatmıştım. Harika meyva veren ağaçlarım var. İncir,erik,çilek,üzüm. Hepsi dalından.
İnanılmaz bir erik ağacımız var. Kırmızı erik. Hafif mayhoş.
Tam altında yemek masamız duruyor. Tüm erikler olduğunda, ağaç baştan aşağı kırmızı gözüküyor. Bu kırmızıların arasında da mumlar var. Bundan daha güzel ve romantik bir şey olamaz.










Harika gözüküyor değil mi?
Önceleri ağaçtan koparıp yemeğe başlıyor insan. Sonra sepet ile topluyorsunuz. Ama öyle bir an geliyor ki, ağaç , bizim toplama hızımızdan daha hızlı bir şekilde meyva üretiyor.
Temmuz ayının sonlarına doğru, tüm ağacı birden toplamaya karar verdik. Altına kocaman naylon serdik. Sevgilim ağaca çıktı ve dalları sallamaya başladı.
İnanılmaz bir görüntüydü. Sepetlere doldurup içeri taşıdık. Aşağı yukarı 10-12 kg. civarında vardı.





Daha önce hiç bu tarz şeylerle uğraşmamıştım. Önce meyvaları tencereye koyup haşladım. Çekirdeklerini çıkarmak için kevgirden geçirdim. Sonra, önce hiç şekersiz olarak, daha sonra şeker ekleyerek, farklı kıvamlarda pişirdim.
Ortaya çıkan sonuç şu oldu.
Kendim için hiç şekersiz bir kavanoz marmelat, sevgilim için şekerli bir kavanoz reçel, arkadaşlarım için 2 kavanoz normal şekerli reçel, 2 sürahi erik konsantresi- soda ile karıştırılınca harika bir içecek oluyor-, pastalara kullanmak için 1 kavanoz erik posası ve 2 koca sürahi erik suyu.
İnanın, insanın kendi bahçesinden topladığı meyvalarla, kendi yaptığı meyva suyunu ikram etmesi harika bir şey.

2 Eylül 2012 Pazar

VEEE GÖRÜCÜYE ÇIKIYORUZ.......

Evet ev bitti, benim işim de bitti.
Artık ayrılma vakti. Yeni bir yerde yeni mekanlar yaratma peşine düşmenin zamanı geldi çattı.

Şu ana kadar sizlere tüm yapım aşamalarını anlattığım evi beğendiyseniz, dostlarınıza tavsiye edebilirsiniz.

Çünkü satışa çıktı bile.




Serhad Kara
Serhad Kara


  Keyif, kalite ve özen…

Kapıdan içeri giriyorum, inanılmaz keyifli bir bahçe tarafından karşılanıyorum. Taşlarla döşeli bahçe yolundan eve bakarken Fransız balkonlar, onunla özdeşleşmiş saksılar, çiçekler ve geniş pencereler dikkatimi çekiyor ilkin.

Bahçede oturuyoruz, derin bir sessizlik ve huzur, hiç kalkmaya niyetim yok. Bir mimar inceliği, yaratıcılığı, estetiğine sahip olduğunu bildiğim mülk sahibi çift yapmışlar yapacaklarını.
İnce ince planlanmış mekanlar ve her bir ayrıntıda göze çarpan özen…

Komple çelik konstrüksiyon…

Biraz önce bahçeden topladıkları incir ikramını yazmazsam olmaz. Harika iç dekorasyon, akıllıca plan, çok şık dış görünüş, bahçe, keyif, incir tamam da ya altyapı? Birinci sınıf! Yapılışına şahidim, komple çelik konstrüksiyon, kaya gibi bir ev. Ciddi altyapı yatırımı, yine aynı özen.

Geniş, ferah, restorasyonların büyük ölçüde tamamlandığı, trafiği olmayan çıkmaz bir sokak ve ulaşım açısından çok rahat bir konum…
 


  • Anadoluhisarı’nda harika bir keyif evi…
  • Sessiz, huzurlu ve mahremiyeti olan bahçe…
  • Birinci sınıf iç dekorasyon, iyi planlanmış ve iki yaşında…
  • 190 m2 net kullanım alanlı…
  • Olağanüstü ebeveyn odası, günlük oturma, TV odası, misafir odası, çalışma bölümü…
  • Çelik konstrüksiyon, deprem güvenlikli…
  • Geniş, ferah, çıkmaz sokak…
  • Sahile bir, FSM Köprüsü’ne üç dakika mesafede…
  • Alternatifsiz… 775.000 USD

NEREDEN NEREYE

Uzun zamandır size bir evin tüm değişim ve inşa sürecini yazıyorum. Bu uzun soluklu bir yolculuk gibi. Nereden çıkıp nereye ulaşıyorsunuzun hikayesi.
Şimdiye kadar evin içindeki değişimi gözlemledik. Şimdi de dışı ne hale geldi onu görelim.

İşte evin dış görünümü






Çok farklı değil mi



Bu arada önde gördüğünüz minik klübe kedilerimiz için. İki ayrı giriş var ve üzerlerinde isimleri yazıyor

Oysa yola çıkarken ne kadar farklı noktalardaydık. Hatırlıyor musunuz evi ilk aldığımız zamanı?
Bakın bakalım, tanıyabilecek misiniz?



Bu evi alırken, bitmiş halini hayal etmiştim sadece.
İşte bu tam anlamı ile bir "Hayale yolculuğun hikayesi"

1 Eylül 2012 Cumartesi

BAHÇE KEYFİ

Evi anlattım ama bahçeden bahsetmemek olmaz. 
Benim ayağım toprağa değmeli. Yalınayak basmalı hem de.
Çok genç yaştan beri bahçeli evlerde oturuyorum. Apartman katları, güvenlikli siteler bana göre değil.
Ben geceleri bahçeyi sularken, toprağı koklamalıyım. Diktiğim çiçeklerimi kıran kedilerimin arkasından koşturmalıyım. Geceleri çöpümü çıkarmalıyım. Ağaçtan meyva toplamalıyım.
Bu anlamda inanılmaz şanslıyım. İstanbul' un göbeğinde, boğazda bahçeli bir eve sahibim.
Herkezin emekliliğine ertelediği, güneyde bir ev sahibi olma hayalini, ben burada gerçekleştirdim.



İlk taşındığımız aylar, daha çimler yeni çıkıyor

Bu yolun taşlarını tek tek kendimiz döşedik. Aradaki desenleri yaparken, Bodrum Dibekli Hanın yollarında çektiğim fotoğraflardan yararlandım

Bazen iyi ki çok büyük bahçemiz yok diyoruz. Her hafta çimleri biçmek gerekiyor

Mayıs ayı yaklaşıyor

Erguvanlar, leylaklar ve mor salkımlar. Bunlar Boğaz' da yazın gelişini duyurur

Petunyaları yeni ekmişim.

Bu sediri ve sehpaları sevgilim yaptı. İki kişi rahat rahat yatıp kitap okuyabiliyor.

Duvardaki nazarlığı, eski bir tencere kapağını kullanarak yaptım.

Sulamak inanılmaz önemli

Erguvanların güzelliği muhteşem

GEZİNİN SONU

Artık bitirmek gerek diye düşünüyorum.
Merak etmeyin en alt kata indik bile.
  
Bakalım bu katta neler var?



Alt kata iner inmez bu aynalar karşılıyor bizi. Aynalardan soldaki içbükey, ortadaki normal, sağdaki ise dış bükey. Hepsi birlikte inanılmaz bir görüntü oluşturuyorlar.



Burası tv odamız. Home theatre sistemi sayesinde birbirinden güzel filmler izliyoruz burada. Kışın en sevdiğimiz yer burası.

Gözükmüyor ama televizyonun karşısında kocaman bir koltuğumuz var. Üzerine bir battaniye alıp uzanmak için harika

Bu koltukları Kurtuluşta bir eskiciden almıştım. Arkadaki çalışma ise Vakko-Duyarkatlar etkinliğinden

Burası misafir yatak odamız. Her zaman temiz çarşaflar serili her zaman gelenleri karşılamaya hazır.


Misafir yatak odasının içindeki banyo. Gelen konuklarımız için herşey düşünülmüş durumda


Misafir banyosundan bir görüntü daha. Aynalı dolabın üzerindeki saksı Alp Gökçenin eseri

Bu koridor alt katta diğer bölüme gidiyor. Duvarlarındaki resimler eski İzmir evleri

Günlük kullandığımız tuvalet. Tezgahı sevgilim yaptı.Deniz kabuklarını ise yıllar içinde birlikte topladık.

Tuvaletteki bu köşede, kutu koleksiyonum yer alıyor

Bu duvar tabakları ise eski kayınvalidemden kalma

Burası evin makina dairesi, yani çamaşırhane. Yıkama,kurutma,temizlik tüm makinalar,  malzemeler ve kombi burada

Veeee geldik atölyeye. Tüm şimdiye kadar anlattığım  objeler burada üretildi. Burası da sevgilimin çalışma alanı

Aklınıza gelen her alet var burada. Ben ne tasarlarsam, ne hayal edersem bu atölyede hayata geçiyor.


 Sizi evimizde bir gezintiye çıkardım. Umarım beğenmişsinizdir.
Biz seviyoruz. 
Daha da önemlisi biz bu evde mutlu oluyoruz.


















YAŞAM ALANI

 Kaldığımız yerden devam edelim evi dolaşmaya.
Yaşam katımızdayız. Yemek yaptığımız (ki  ikimizde yemek yapmaya bayılıyoruz), misafirlerimizi ağırladığımız, inanılmaz sofralar donattığımız, cumbasının içindeki kanepede kahvemizi yudumladığımız katta.




Sabahlara kadar süren ne sohbetlere tanık oldu bu masa. Demirciye yaptırılan metal ayaklar üzerine yerleştirilen çukurcumadan alınan eski bir kapı ve üzerine kestirilen bir cam.

Yere kadar inen ve bahçeye açılan geniş kapılar ışıl ışıl yapıyor salonu


Berjerlerimi 30 sene önce annemin bir arkadaşının ölen annesinin evinden almıştım. 


Arkada yemek masasının üzerinde eski bir hayvan yemliğinden, sevgilimin yaptığı aydınlatma asılı

Metal kapıların ardında portmanto odamız var. Bu kapıları Aydın Tekstil' e bir fuar için tasarlamıştım. Üzerindeki uzantıların içlerinde akşam olunca mumlar yanıyor. Evimize gelenler ilk önce bu görüntü ile karşılaşıyorlar

Bu cumbanın içinde oturup bahçeyi, kedilerimizin oynayışını, yağan karları seyrederken, bazen kahvemizi, bazen de içkimizi yudumlamanın keyfine varıyoruz.

Bu katta bir de mutfağımız var ama oranın resimlerini daha önce yayınlamıştım.
Lütfen şimdi bu gözle tekrar bakın ve okuyun.
Yayınla tuşuna basıp bir sigara yakmak istiyorum artık.

MERDİVENLER DE DEKORE EDİLEBİLİR

Merdivenlerin yapılış aşamasını yazmıştım.

İşte bitmiş halleri......



Bu lambayı sevgilim yaptı. Evin çatısından, en alt kata kadar merdiven boşluğundan iniyor. Büyük fotoğraf Feshane-Seretonin Etkinliğinden. Eserin sahibi Çağatay Karaçizmeli

Bu kolaj fotoğraflarını çeken Levent Onan

Üst kattan başlayıp salon, mutfak ve yemek bölümünde son buluyor basamaklar.

Alt kata inerken duvarda aile fotoğraflarımızı görüyorsunuz. Hepsi çok özel anları anımsatıyor

Nihayet en alt kattayız.

Yatak odamızı, yaşam katına bağlayan ve oradan da alt kata inen basamaklar.
Evimizin ana arteri. Hergün onlarca kere inip çıkıyoruz.
Her merdiven 17 basamak ve her basamak arası 17 cm.
Spor olarak da fena değilmiş......................

ÜRETMEK İÇİN YANLIZ KALMAK

Evin bitmiş resimlerini yayınlamaya devam ediyorum. Yatak odası bölümünü görmüştük.

Şimdi de çalışma odası:


Burası yanlız kalma lüksümün olduğu yer

Tüm hobi malzemelerim bu odada


Bu odada zaman geçirmeyi seviyorum.
 Önünde minicik bir balkonu var. Ferforje yuvarlak bir masa ve iki sandalye alacak kadar.(Kapının arkasında kalan bölüm). Ama inanılmaz bir manzarası var. Geceleri ışıl ışıl boğazı seyrediyorum. Evin arka tarafına baktığı için de çok güzel esiyor.
Tüm hobi malzemelerim burada. Boyalarım, kumaşlarım, dikiş makinam, herşey elimin altında.
Ben burada üretiyorum.
Okuyorum, yazıyorum, tasarlıyorum, hayata geçiriyorum.
Burası benim sığınağım.....