3 Ekim 2013 Perşembe

DUVARLARA RESİM ASMA

Televizyonda bir sanatçının evini tanıtıyorlardı, gözüm takıldı.

Bu ülkede resim kültürü olmadığı gibi, olanlarda da resim asma kültürü yok.
En sinir olduğum ise, tavana yakın asılı olanlar.
Her duvara bir tane asanlarda çoğunlukta.

İşte değişik resim asma şekilleri.........


Merdiven kovasında duvara ortalanmış olarak , büyük tek bir çerçeve

Aynı boy, aynı renk  çerçeveler yanyana , araları 10 santimi geçmeyecek şekilde asılmış

Küçük çerçeveler hafif açılı olarak konumlanmış

Tek bir hizada yanyana asılı 10 adet çerçeve

Sandığa ortalanmış tek bir çerçeve


Merdiven yan duvarında , çıkış açısına göre asılmış 3 adet çerçeve

Merdiven karşı duvarında çeşitli boylarda ve renklerde küçük çerçeveler

Yekpare bir duvarda ortalanmadan sağa yakın asılmış büyük bir çerçeve

Aynı cins fakat farklı büyüklükte çerçeveler alttan hizalanmış olarak asılmış

Küçük bir alanda asılmış olan çerçeve kütüphanenin bir parçası haline getirilmiş

Köşe alanda alttan hizalanmış çerçeveler


Dar bir duvarda ortalanmış orta boy bir çerçeve

İki koltuğun arasına ortalanmış büyük bit tuval

Koridorda alttan hizalı şekilde sıralanmış aynı temalı resimleri taşıyan çerçeveler

Hangi şekli kullanırsanız kullanın, unutmamanız gereken bazı şeyler var.
Çerçeveler mutlaka göz hizasında olmalı.
Yanyana asarsanız çerçevelerin alt kenarları aynı hizada olmalı.
Büyük duvarların ortasına asla tek bir resim asılmamalı.

TENTE YAPMAK

Her ne kadar yaz ayları geride kaldıysa da, benim için ancak sıra geldi.

Çok basit bir tente yapımı anlatacağım.
Dünyanın parasını verip tenteler, şemsiyeler almanıza gerek yok.

Öncelikle evde bulunan herhangi bir kumaş bu iş için kullanılabilir. Hatta çarşaftan bile yapabilirsiniz.

Üzerinde köpek olmamasına dikkat edin





Kullanacağınız yere göre kumaşınızı, kare, dikdörtgen veya üçgen haline getirin.
Uçlarına kalın ipler veya halat sarın.


 Bu sardığınız halatların ucunda büyük bir ilmek bırakın. Bu ilmeğe, yapı marketlerden veya nalburlardan alacağınız "gerdirme" denilen kancalardan takın. Bu gerdirmelerin ucu vidalı olduğundan, tentenizi istediğiniz kadar germe imkanı sağlayacaktır. Esneme yapmayacaktır.




Ben üçgen yaptım. Çok da şık oldu..........



MÜGE ANLI İLE TATLI SERT

Sabahları vakit buldukça, Müge Anlı ' nın televizyonda yayınladığı programa takılıyorum.
Bilmeyenler için söyleyeyim. Kayıpların arandığı, faili meçhul cinayetlerin çözüme kavuşturulmasına çalışılan bir program bu.
Sabah kuşağı, kadın programı, vakit kaybı gibi şeyler söylediğinizi duyar gibiyim, ama hiç katılmıyorum.

Öncelikle kayıp kişilerin bulunması için çok önemli bir araç. Programa gelen mail ve telefonlara bakılırsa, inanılmaz bir seyirci kitlesi var. Bu seyirciler, kayıp kişilerin bulunması için, Türkiye' nin her tarafından telefon yağdırıyorlar. Genellikle de başarılı oluyorlar.
Geçen sene Kanada Vancouver' de bulunduğum sırada, 7 yaşlarında bir kız çocuğu kaybolmuştu. Bir anda bütün şehir harekete geçti. Tüm yerel televizyonlar, radyolar kayıp duyurusu yapmaya başladılar. Şehrin her tarafına sefer yapan belediye otobüslerin önündeki-hangi bölgeler arası çalıştığını belirten yazıların geçtiği- ışıklı panolarda da bu ilanlar yayınlandı. Sonuçta akşam olmadan çocuk bulunmuş oldu.
İkincisi, programda olaylar o kadar ince ve uzun süre işleniyor ki, olay sırasında konuşmayanlar bile, programın seyri sırasında, belki sinirden , belki de vicdan azabından yayına bağlanıyorlar.
Belki de emniyete gidip ifade vermekten daha belasız olduğu için. Çünkü isimlerini bile vermek zorunluluğu yok, telefona bağlanmak için.
Üçüncüsü ise, bu tarz programların, toplumun sosyal yapısını göstermesi açısından adeta bir ayna görevi görmesi.

Son zamanlarda ise,beni şoka uğratan bir olayla uğraşıyorlar.
Nevşehir' de 1 Aralık 2012 tarihinde ,11-12 yaşlarında Nezen isimli bir kız çocuğu kayboluyor. Ailesi bu programa çocuklarının bulunması için başvuruyor. Zaman içinde ne yazık ki kızın öldürülmüş olduğu anlaşıldı.


Beni asıl şaşırtan ise ailenin tutumu.
11 yaşındaki bu kız çocuğunu hiç kimsenin umursamaması.

Cebinde parası var, kimse nereden buluyorsun diye sormuyor.
Geceleri dışarı çıkıyor, anne baba haberimiz yok diyor.
Kolunda morluklar var, ailesi hatta komşuları dövüyor.
Hap kullanıyor, komşular anlatıyor.
Facebookdan erkeklerle arkadaşlık kuruyor, babanın durumu ondan beter?

Çok kısaca yazıyorum bunları, çünkü yazarken bile sinirim kalkıyor.

Ben her zaman bir şey söylerim.
"Çaydanlık bile alsanız, içinde kullanma kılavuzu vardır. Oysa bir çocuk sahibi olduğunuzda, yanında hiç bir şey vermezler."
 Tamamen içgüdülerle yetiştiririz. Hem bebeklerin bir standartı da yoktur. Hepsi birbirinden farklıdır.
Araba kullanmak için ehliyet gerekir,herşey için kurslar var. Sonunda  yetkin olduğunuza dair sertifika veriyorlar.
Çocuk sahibi olmak için, hiç bir yetiye ya da beceriye sahip olmanız gerekmiyor. Akıl sağlığınız yerinde olmayabilir, hatta sapık bile olabilirsiniz. Yeter ki isteyin..............

Bütün bunların yanında "En az 3 çocuk yapın" kampanyası var.
Hangi 3 çocuk?