17 Şubat 2014 Pazartesi

BİR PAZAR GÜNÜ SIĞACIK

Şubat ayındayız ve hava sıcaklığı 20 derece. Saat sabağın 08.00' i.

 Bugün keyifli şeyler yazmak istiyorum. Resimlerime bakarken, Sığacık fotoğraflarına rastladım.

Geçen Ağustos Sığacık' a uğradık. (Sevgilimin annesi Sığacık'lı).
 İzmir Seferihisara bağlı, kale içinde çok şirin bir sahil köyü Sığacık.

Daracık sokakları var, ellerinizi iki yana açınca evlere dokunabiliyorsunuz.



                                    Sit alanı olmasına rağmen, evleri restore etmeye başlamışlar.


Binaların üzerlerini kaplıyorlar ama, aslında ne olduğunu göstermek için de köşelerini bu şekilde açık bırakıyorlar.

Aşağıdaki bu eve bayıldım. Sahibi , bir Avusturyalı ile evli olan, yıllarca Viyana' da yaşadıktan sonra doğduğu köye dönen bir Türk. Köyde güneş enerjisi ile ısınan tek ev ne yazık ki.





Pazar günleri bütün köy bir pazar yerine dönüşüyor. Evlerin önüne masalar açılıyor. Kadınlar yaptıkları börek, çörek ve zeytinyağlıları satıyorlar.


                           Evde örülen bereler, çantalar, yapılan takılar da tezgahları süslüyor.

                                        Sokaklarda gezerken eski bir hamama rastladım.

                        Bence mükemmel bir ev olur. Ama ne yazık ki, depo olarak kullanılmakta.



                                   Hayatımda armola yapımını da ilk defa burada gördüm.


İşte size, Seferihisar Üretici pazarının sitesinden aldığım armola nasıl yapılır  bilgisi:

Geleneksel Armola

1 adet keçi tulumu

5 kg yoğurt
3 kg süt
1 tatlı kaşığı tuz
 
Yapılışı:
Tulumun kılları dibinden kesilir. Ayak tarafı ve kılları sıkıca bağlanır. Yoğurt, süt, ve tuz karıştırılıp, tuluma boşaltılır. Ağzı sıkıca hava almayacak şekilde bağlanır. 15-20 gün bekletilir. sonra tulumun içinden çıkarılır isteğe göre üzerine zeytinyağı gezdirilir ve servis yapılır.
 

Giritli Hüseyin ise kendi ağzıyla şu şekilde anlatmış, armola yapılışını.

Bak şimdi er keçi keserlerdi armola için derisini yüzerlerdi, güzelce onu yıkar ve kırkarlardı. Ondan sonra alt tarafını güzelcene bağlarlardı, içine kaynamış süt dökerlerdi, o süzülürdü süzüldükten sonra peynir kırıkları atarlardı hemde eski peynir kırıkları ve süt, o süzülürdü süzülürdü 15 gün 20 gün kalırdı haline geldi mi çıkarırsın armolayı tabağa korsun zeytinyağıyla beraber yersin.



 

 İsterseniz bu siteden alışveriş de yapabilirsiniz.
seferipazar.com







Daracık sokaklarda tezgahtan tezgaha dolaşırken, ilginç bir sunumla karşılaştım.






Önlerinde muslukları olan cam damacanalara, dondurulmuş meyva özleri koymuşlar. Kavun, vişne, mandalina, limon, çeşit çeşit meyvalar. Küçük shot bardakları ile ikram ediyorlar.
Ağustos sıcağında harika geliyor doğrusu.

Yolunuz İzmir taraflarına düşerse bu şirin köye mutlaka uğrayın derim.









15 Şubat 2014 Cumartesi

HASTA ODASI DEKORE ETMEK

Yeni bir yılda tekrar merhaba.........

Biliyorsunuz 2013 yılını çok kötü bir şekilde tamamlamıştık. Yılbaşına Cerrahpaşa Hastanesinde girdik.
Yılbaşı ertesi taburcu olma vaktimiz geldi ama biz daha eve gitmeye hazır değildik.
Bu sefer Balıklı Rum Hastanesi günlerimiz başladı. Aynı hastabakıcılarla oraya taşındık.
Fizyoterapist, dahiliyeci, anestezist, nörolog görüşleri, tedavileri ve tabii ki yüklü faturaları eşliğinde, tam 1 ay da orada kaldık.
Ve eve çıkış........

Bir hastanın eve çıkışının, ne kadar büyük hazırlıklar gerektirdiğini de böylelikle öğrenmiş oldum.

Öncelikle halledilmesi gereken bir ev sorunu vardı.
-Bize yakın olacak,
-Giriş katında olacak,
-Güneş alacak,
-Gerektiğinde güneşlenmesi ve D vitamini alması için çıkabileceği bir balkonu olacak,
-Açık mutfak olacak ( bakıcılar yemek yaparlarken de hastamızı görebilecekler,
-Sakin bir yerde, mümkünse yeşillik bir alanda olacak,
-Kapıcı sistemi olacak,
-Otopark sorunu olmayacak-ambulans gerekmesi durumunda-

Haftalarca ev gezdim. Herkesin "tut artık birini" diye  bu koşuşturmamdan sıkıldığı günlerden birinde, hayalimdeki evi buldum.

Boğaza karşı, inanılmaz güzel bir bahçe içinde, giriş katı, açık mutfaklı, 2+1 bir daire.
Ev tamam. Badanadan -tabii ki açık renk- sonra, sıra geldi dekore etmeye........

Salonu hastamız için planladım. Gerekenlerin bir listesini çıkardım öncelikle.
-Hasta yatağı- her iki taraftan ulaşım sağlamak için ortaya yerleştirilecek-
-Malzemelerini koymak için bir dolap-tercihen raf raf-
-Yatağın bir yanına yüksek bir sehpa
-Diğer yanı için çekmeceleri olan bir şifonyer
-Gelen misafirler için oturma grubu
-Duvara tv
-Vestiyer dolabı

Kalın perdeler  yerine storlar, gündüz için ise kolay yıkanan kumaşlardan , salonu hastane odası görünümünden çıkarmak için kemik,beyaz ve çizgili kumaşlardan perdeler yaptırdım.
Başucu dolaplarını da aynı kaygıdan dolayı antikacıdan aldım.
Tepeye güçlü ışık verecek bir abajur taktım ama, salonun çeşitli yerlerine yumuşak ışıklar sağlamak adına başlığı ayarlanabilir, ayaklı lambalar yerleştirdim.
Yerleri ise, kolay temizlenebilmesi açısından parke olarak bıraktım.

Hiç tahmin etmediğim halde, beni en çok uğraştıran iş, kullanacağımız tekstil ürünleri oldu.
İhtiyacımız çok miktarda olduğundan, toptancıları aramaya başladım. Sonunda Eminönünde Obateks' e ulaştım. Tesadüfen, sahibinin eşi bizim Balıklı Rum' da hastamıza bakan hemşire çıktı. Dünya gerçekten de çok küçük.
Düzinelerce çarşaf, yastık kılıfı, nevresimler, büyüklü küçüklü havlular seçildi. Pamuk olmaları çok önemli, ayrıca çarşaflar çift kişilik olacak ki yatağın altından uçları bağlansın. Yara açılmaması için çok gergin olması
gerekiyor.
 Teknik aletler-oksijen,nebulazatör, jenaratör vs. vs. ve bunlar için gerekli elektrik hatları çekimi yapıldı,aletler  alındı.

Girişe koyduğum bir galoş makinası ile ana hatlar tamamlanmış oldu.

Detaylarla daha fazla canınızı sıkmayacağım ama, sonuçta hem gerekli hijyeni sağlayacağımız, hem kullanım kolaylığı olan, hem de gelenlerin keyifle zaman geçirebileceği bir mekana kavuşmuş olduk.

Bakım sorununu da evde yatılı kalacak 2 adet hastabakıcı ile çözdük.

Yatak odalarından biri bakıcıların, 12 saatlik nöbetlerle bu odayı paylaşıyorlar.
Odalardan birini de kendimize yatak odası haline getirdim. Gerektiğinde oğlum ya da biz burada kalabiliyoruz.

Bu arada hastamız nasıl mı?

Tüm seslere dönüyor, iki gözü de açıldı, bizi gözleri ile takip ediyor.
O' na hergün  nerede olduğunu, nasıl iyileşmekte olduğunu, kendisini ne kadar sevdiğimizi anlatıyoruz.
Sabırla hergün biraz daha iyi olmasını bekliyoruz.

Yanında olamadığımız zamanlarda ise, internet üzerinden kameralardan izliyoruz.

Dün ilk defa oğlumun yanağına bir öpücük kondurmayı başardı.....................