31 Ağustos 2015 Pazartesi

ADRASAN

Mehmet ve Mürşide ile birlikte içtiğimiz türk kahvelerinin ardından Çıralı' dan saat 11:00 gibi ayrıldık.
151182. km de 159,92 ₺ lik benzin aldık.

Ana yola çıkmadan dere kenarında durduk.









 Çorbalarımızı içtik. Sonra nedense  bulaşıklarımızı dere kenarında yıkadık.







Bişhop da hemen dereye girdi.




Tekrar yola çıktık.

Adrasan' a geldik.













Her taraf kumsal. Tesisler yolun diğer tarafına sıralanmış. Konaklama ve elektrik almak için yerler var.

Emir Otel' in önünde duruyoruz.




 Bira ve patates kızartması söylüyoruz. Burayı 2 kardeş işletiyor. Sezonu açmaya hazırlanıyorlar. Bizi çok güzel karşılıyorlar. Ön tarafta denize karşı bir kafeleri var, arkada da otel bölümü. Burada konaklayabileceğimizi söylüyorlar. Elektrik de verecekler.



 Karavanı arka bahçeye park ediyoruz. Mayolarımızı giyip denize giriyoruz.

Akşam üstü kahvelerinden sonra yemek yapıyoruz.

Gece sahilde yürüyüşe çıkıyoruz. İnanılmaz güzel ve keyifli bir yerdeyiz.

Sonra Gece yarısı o uğursuz telefon geliyor.

Biz hep birlikte, aşağı yukarı 19 aydır, beyin kanaması geçirmiş ve yarı komada olan eski eşime, oğlumun babasına bakıyoruz. Bizim evin bir sokak üstünde bir evde, bizim gözetimimizde ve iki bakıcı ile birlikte kalıyor. Evde bir kamera sistemi var, cep telefonlarından her an kendisini izleyebiliyoruz.

Çalan telefon hemşiremizden geliyor.

Durumda bir terslik var. Hemen kamerayı açıyoruz. Bir şeyler yanlış gidiyor. Oğlumu arıyorum, babasının yanına gitmesi için. Bu arada  telefonların biri ile  izlerken diğeri ile konuşuyoruz.

Birden kanama başlıyor.

Ve biz 900 km. uzaktan, bir ekrana bakarak, telefonla talimatlar yağdırırken, ambulansı ararken her şey olup bitiyor.

10 dk. uzakta oturan oğlum yetişemiyor bile.


Kendimizi inanılmaz çaresiz hissediyoruz.

Hemen harekete geçiyoruz. İlk uçak Antalya' dan sabah 07:00 de. Ayrıca yanımızda köpeğimiz var, ne yapacağız ?

Karavanla yola çıkmaya karar veriyoruz. 10 dk. içinde toplanıp yola çıkıyoruz.
Burdur' da bir benzinciye çekip 1 saat uyuyoruz.

Bütün gece araba kullanıyoruz. Telefon sürekli elimde, ekran açık, İstanbul' daki durumu organize etmeye çalışıyorum.

Ertesi gün öğlende eve ulaşıyoruz.

Yola çıkarken öpüp vedalaştığım eski eşimi, arkadaşımı, dostumu son kez kucaklıyorum.

Rahat uyu hayatım, seni hep hatırlayacağız..................






ÇIRALI

Sabah Antalya Konyaaltı plajlarının yolunda yürüyenlerin sesleri ile uyandık. Yürüyüş yapan insanların arasından geçip denize girdik. Burada belediye bir tuhaf.

Kumsal yoldan aşağıda. Merdiven yapılmış ama, merdivenlerin basamakları aşağıya ulaşmıyor, yarıda bitiyor, oradan aşağıya atlıyorsunuz. Resmen şaka gibi.


Otoparkta bizden başka bir karavan daha var.

Sahibi ile tanışıp ( Osman Küçük), içini geziyorum. Çok şık yapılmış. Bursa İmaj Karavanda yapılmış. Aydın Bey' in bu işi çok iyi bildiğini, biraz pahalı olmakla beraber, kişilerin tam olarak ihtiyacını belirleyip ona göre karavan ürettiğini anlattı. Bizim kullandığımıza oranla çok küçük ama çok doğru planlanmış.

Herhangi bir kampinge uğramaya gerek kalmayacak şekilde, kendi kendine yetecek şekilde donatılmış.

Bu arada bizim akü ile başımız dertte. Elektrik alacak bir yerde kalamazsak, akü hemen bitiyor.

Alışveriş için bir AVM' ye gidiyoruz.


Yola çıkınca Sally Karavanı arıyoruz. Akünün durumunu anlatıyoruz. Mırın kırın ediyorlar ama, biraz şarlayınca aküye baktırmamızı kabul ediyorlar.

Kemer sanayiye geliyoruz. Sally ile uzun pazarlıklar sonucu, yeni bir akü taktırmamızı ve parasını ödemeyi kabul ediyorlar.

Gereksiz yere, onların aracı kiralamadan önce iyi kontrol etmemelerinden dolayı 2-3 saat tamircilerde oyalanıyoruz.

Öğleden sonra 400₺ ödeyerek yeni bir akü taktırmış olarak Çıralı' ya geliyoruz.

Yıllardır Çıralı' ya gelmiyorduk. İnanılmaz kalabalık.

Çıralı' da denize mümkün olduğu kadar yakın bir yer bulmak için dolaşıyoruz. Burada arkadaşlarımız Belgin ve Asutay var. Onları arıyoruz. Paşa' nın yerini tavsiye ediyorlar.

Paşa' nın otoparkına park edip, gözleme ve ayran ısmarlıyoruz.






Bişhop da hemen kendine bir arkadaş buluyor.






 Gece burada kalacağız. Otoparktan sonra aşağı yukarı 50 metre sonra deniz var.








 Hemen deniz kenarına koşuyoruz.







 Bişhop da suya giriyor.



Denizden dönüşte, karavanın yanında bizi tanıdık yüzler bekliyor.
Sorgun Hayat Kamping de tanıştığımız Mehmet ve Mürşide. Hemen kucaklaşıyoruz, arabalarında bir problem oluşmuş. Bizim burada olabileceğimizi de tahmin etmişler. Akşam hep birlikte yemek yiyoruz.
 Ertesi günün tamamını deniz kenarında geçiriyoruz. Snorkelling yapıyoruz. Akşam yemeğini yine hep birlikte yiyoruz. Paşa' nın yerine yemekler dahil 150 ₺ ödüyoruz

Bizim için bu kadar Çıralı yeter, yarın yola çıkacağız. Mehmetler daha 10 gün kadar kalacaklar.


.Kimbilir belki yeniden karşılaşırız.                                                                                                                                                                                         









YILDÖNÜMÜNDE RAFTİNG

Sabah bir türkü sesi ile uyandım.






Sevgilim çoktan kalkmıştı.

Bugün bizim için çok özel bir gün.

Birlikte geçirdiğimiz 18 yılı geride bırakmamızı kutlayacağız. Acı tatlı binlerce anı ile dolu 18 yıl.

 Kahvaltıdan sonra mayolarımızı giydik. Rafting şirketi otellerden topladıkları müşteriler ile geldiler. Bir anda ortalık ana baba gününe döndü.

Herkes malzemesini almak için kuyruğa giriyor.

Daha sonra hep birlikte rafting ile ilgili verilen bilgileri dinliyoruz.









Minibüslerle, botlara binmek için nehrin üst tarafına gidiyoruz. Ben ilk defa rafting yapacağım. Boyun fıtığı olduğumdan dolayı biraz tedirginim ama, rehberimiz bir sorun olmayacağını söylüyor.








 Ve macera başlıyor.


















Öğle yemeği için kaldığımız yerde karaya çıkıyoruz. Tavuk+ salata+makarna+içecek veriyorlar.


 Yemekten sonra parkuru tamamlamak için tekrar botlara biniyoruz.




Bir süre sonra mola veriyoruz. İsteyenler iple nehri karşıdan karşıya geçiyor, isteyen fotoğraf çektiriyor.






 Biraz ilerde bir parkur görüyorum. Survivor parkurlarını hiç aratmayacak durumda. ( Tabii benim için)








 Tekrar botlardayız.

Botlar 10 kişilik. İstenirse 2 kişilik olanlarda var. Ama grupla yapmak çok daha zevkli.
2 kişilik botta olan bir çift sürekli devriliyor.
Rehberlerimiz oldukça dikkatli,


 Nehrin yavaşladığı bir yerde suya girmemize izin veriyorlar.











 Nehrin sonunda bizi geri dönüş için kamyonetler bekliyor. Malzemelerin yüklenmesine yardım ediyoruz.


 















 Malzemeler ile birlikte kamp alanımıza geri dönüyoruz.





 Saat 15:00 oldu bile.
Duş alıp giyiniyoruz.  Rafting+yemekler+aldığımız 1 şişe wisky için 100$ ödüyoruz.
Emine Hanım' a teşekkür edip veda ediyoruz.

Bu akşam şehirde olmak istiyoruz.

15:45 gibi Antalya' ya gitmek üzere yola çıkıyoruz.


18:20 de Konyaaltı plajlarının otoparkına park ettik bile.






Gece otobüse binip kale içine gidiyoruz.




Yumurtaların üzerine elle desen çizip içlerine ampul yerleştiren birine rastlıyoruz. Sevdiklerimize hediye etmek için, neredeyse hepsini satın alıyoruz. ( Bize indirim yapıyor tanesine 20 ₺ ödüyoruz)



Yemekten sonra içki içmek ve dans etmek için  Spongebob adlı klübe gidiyoruz. Sahnedeki gruba, evlilik yıl dönümümüz olduğunu söyleyip, bizim için bir şarkı çalmalarını istiyor sevgilim.
Bu kadar şarkı içinden bula bula "Sarışınım" şarkısını çalıyorlar.

Yan taraftaki bir gruptan bir kız bizim için "Bizimkisi bir aşk hikayesi" şarkısını söylemek istiyor. Gecenin sonunda onlarında hesabını ödüyoruz.
Bu arada saksafon çalan Ceyhun' un da doğum günüymüş.




Çıkışta bir niyetçi ile karşılaşıyoruz. Niyet tablasının üzerinde minicik bir tavşan var. Ben tavşanı görünce heyecanlanıyorum.

Neden mi? Çünkü bizim inanılmaz tavşan hikayelerimiz var.

Yıllar önce bir film çekimi için Gelibolu Boncuk otele gitmiştim. Beraberimizde çekimde kullanmak üzere 4 adet tavşan götürmüştük. Çekimlerden sonra tavşanları İstanbul' a geri getirmek yerine çok müsait olan otelin bahçesinde bırakmıştım. Aradan zaman geçti, tekrar aynı otele yolum düştü. Sahibi beni görünce:
-Aman halimizi görün bahçe tavşan dolu, inanılmaz ürüyorlar diye yakınmıştı.

Daha sonra bir gün Eminönü' nü gezerken, çiçek pazarının oradan geçiyorduk. Sevgilim:
-Sana tavşan alayım mı ? diye sordu. Bense Boncuk Otel deneyimimden gelen panikle
-Hayırrrrr onlar inanılmaz ürüyorlar demem üzerine, sevgilim:
-Sadece bir adet tavşan alacağım. Nasıl üresinler??????

Bu sene de Ayvalık' ta kalırken, sevgilim sabah çarşıya çıkmış. Tavşan satan bir adam görmüş. Sabah sabah mutlu uyanayım diye, adamdan 1 adet  tavşan kiralamak istemiş. Tavşancı, tavşanların kiralık değil satılık olduğunu, sevgilim de bunu bildiğini ama satın almak değil, gerekirse aynı parayı vererek 2 saatliğine kiralamak istediğini anlatmaya çalışmış. Arkadaşların anlattığına göre, Ayvalık' ta hala bu hikaye anlatılıyormuş.

Dediğim gibi geçmişimizde böyle tavşan hikayelerimiz olunca, gördüğümüz her tavşan bizim için ilginç oluyor.

Niyetçi bizim duraksayıp birbirimize baktığımızı görünce, anında elime tavşanı verdi, kafama ve omuzuma da güvercinleri oturttu. Koluma da bir mavi boncuklu zincir taktı. Sevgilime dönüp:
-Hadi abi çek resimleri dedi.

Arkasından da 10 ₺ istedi.

Böylelikle bilmeden bizim tavşan hikayelerine bir yenisini eklemiş oldu.









Dondurma yiyerek yürürken, kalp balonumuzu da alıyoruz.





Konyaaltı plajlarınına dönünce, bir süre kumlarda uzanıp, yıldızları seyrediyoruz ve birbirimizi bulduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu konuşuyoruz...............


Seni seviyorum sevgilim, dilerim birlikte yaşlanırız........................