28 Ağustos 2015 Cuma

ANAMUR PARADİSE KAMPİNG

Sabah erken kalkıp denize girdik. Duş aldıktan sonra yola çıkmak için toplandık.
Saat 09:00 da Taşucu Akçakıl kampa veda ettik.Pahalı ama çok güzeldi.

150532 km.de benzin alıyoruz. 195,04 ₺

Anamur tarafına gidiyoruz. Yol çok güzel.








Yolda çorba içiyoruz. Sulu ve çok kötü ama 10₺ ödüyoruz. Fiyatlar İstanbul' dan bile pahalı.

Aynalı Göle uğramak istiyoruz. Yoldan 3 km. içeride. Ana yoldan laz usulü bir dönüş yapmışlar, kaza olmaması mucize. Neyse kazasız belasız dönüyoruz, 1 km. gittikten sonra kendimizi yangının içinde buluyoruz. İtfaiye araçlarından geçemiyoruz. Tekrar ana yola dönüyoruz. Bir daha ki sefere inşallah.







Saat 12:00 gibi Anamur Dragon Kampinge geliyoruz.








 Burayı yaşlı kadınlar işletiyor. Gecesi 30 ₺ Her taraf dökülüyor.



 İçeirde kalan bir Alman çift var. Uzun zamandır burada gibi gözüküyorlar.



Daha dur demeye fırsat bulamadan, Bishop onların masalarının yanına işiyor.
Fazla laf işitmeden gitmeye karar veriyoruz.

Yan tarafta bir kamping daha var. Paradise.





burada kalmaya karar veriyoruz.










75 yaşında bir adam ve karısı Şerife Hanım  işletiyor burayı. Adam yıllarca Almanya' da öğretmenler için geziler organize etmiş. İşi biliyor ama iş yapacak hali kalmamış. Her şeyi karısı çekip çeviriyor.
Burasının gecesi 35 ₺. Elektrik, duş, tuvalet var. Bulaşık yıkamak için lavabolar da var ama sanki çocuklar için yapılmış gibi. Kendimi Cüceler Ülkesinde gibi hissediyorum.

Zaten ben karavan dışında tuvalet de kullanmıyorum. Karavanın 200 litre temiz su, 100 litre pis su, 100 litre de gri su ( bulaşık suyu, lavabo suyu) deposu var. Suyu her yerden temin edebiliyoruz. Benzin istasyonları, lokantalar her yerden su alabiliyoruz.

Şu ana kadar tek problem elektrik. Aküler çok hızlı boşalıyor.

Kampın sahibi, günde 100₺ ya çalıştıracak adam bulamamaktan yakınıyor.

Sevgilimi para vermeden ağaçları bağlamaya ikna ediyor............




 Hava güzel, yer güzel.
Yemek ve kahve sonrası scrable oynuyoruz.
Akşamüzeri denize giriyoruz, snorkelling yapıyoruz.

Ben her zaman olduğu gibi deniz kenarından taş topluyorum.




 Akşam mangal yakıyoruz. Rakı balık yapıyoruz.


Sabah sevgilim yine dalışa gitti. Bugün hava kapalı. Geldiğinde sahilde yürüyüş yapıyoruz.

Belediye sahili temizliyor. Bu iş için mahkumları kullanıyorlar. Adamlar Çöpleri bir araya toplayıp yakıyorlar ve bırakıp gidiyorlar.

Ateş kontrolden çıkmak üzereyken itfaiye çağırıyoruz. Allahtan hemen geliyorlar.











 Öğleden sonra yağmur başlıyor.
Sigara ve ıvır zıvır almak için bakkal soruyoruz. 1,5 km. ilerde olduğunu söylüyorlar. Otoban kenarından yürümemiz gerek. Şortlarımızın üzerine yağmurluklarımızı giyip ayağımızda tokyolarla  yürümeye başlıyoruz.

Yolda aynı şekilde bakkala doğru yürüyen Dilek ve Dilara ile tanışıyoruz. Bir anda kaynaşıyoruz.
Dilek 15 gün sonra evlenmek üzere.

Dönüşte bizi seralarına davet ediyorlar.







Bol bol çilek, karadut, malta eriği topluyoruz. Anneleri de biber veriyor.
Birbirimizin telefonlarını alıp, facebook tan ekleşiyoruz.

Bu günlerde Dilek evli ve artık Manavgatta yaşıyor. Onun eşi ile çok mutlu olduğunu görüyorum.

Sevgiler burdan size kızlar................



 

Bu arada kampın sahibi olan adam, aynı zamanda arı yetiştiricisi. Çok güzel bal ürettiğini söylüyor.

Nedense 3 kilo bal( kilosu 35 ₺) alıyoruz.

Eşe dosta dağıtırız artık........ 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder