YILDÖNÜMÜNDE RAFTİNG

Sabah bir türkü sesi ile uyandım.






Sevgilim çoktan kalkmıştı.

Bugün bizim için çok özel bir gün.

Birlikte geçirdiğimiz 18 yılı geride bırakmamızı kutlayacağız. Acı tatlı binlerce anı ile dolu 18 yıl.

 Kahvaltıdan sonra mayolarımızı giydik. Rafting şirketi otellerden topladıkları müşteriler ile geldiler. Bir anda ortalık ana baba gününe döndü.

Herkes malzemesini almak için kuyruğa giriyor.

Daha sonra hep birlikte rafting ile ilgili verilen bilgileri dinliyoruz.









Minibüslerle, botlara binmek için nehrin üst tarafına gidiyoruz. Ben ilk defa rafting yapacağım. Boyun fıtığı olduğumdan dolayı biraz tedirginim ama, rehberimiz bir sorun olmayacağını söylüyor.








 Ve macera başlıyor.


















Öğle yemeği için kaldığımız yerde karaya çıkıyoruz. Tavuk+ salata+makarna+içecek veriyorlar.


 Yemekten sonra parkuru tamamlamak için tekrar botlara biniyoruz.




Bir süre sonra mola veriyoruz. İsteyenler iple nehri karşıdan karşıya geçiyor, isteyen fotoğraf çektiriyor.






 Biraz ilerde bir parkur görüyorum. Survivor parkurlarını hiç aratmayacak durumda. ( Tabii benim için)








 Tekrar botlardayız.

Botlar 10 kişilik. İstenirse 2 kişilik olanlarda var. Ama grupla yapmak çok daha zevkli.
2 kişilik botta olan bir çift sürekli devriliyor.
Rehberlerimiz oldukça dikkatli,


 Nehrin yavaşladığı bir yerde suya girmemize izin veriyorlar.











 Nehrin sonunda bizi geri dönüş için kamyonetler bekliyor. Malzemelerin yüklenmesine yardım ediyoruz.


 















 Malzemeler ile birlikte kamp alanımıza geri dönüyoruz.





 Saat 15:00 oldu bile.
Duş alıp giyiniyoruz.  Rafting+yemekler+aldığımız 1 şişe wisky için 100$ ödüyoruz.
Emine Hanım' a teşekkür edip veda ediyoruz.

Bu akşam şehirde olmak istiyoruz.

15:45 gibi Antalya' ya gitmek üzere yola çıkıyoruz.


18:20 de Konyaaltı plajlarının otoparkına park ettik bile.






Gece otobüse binip kale içine gidiyoruz.




Yumurtaların üzerine elle desen çizip içlerine ampul yerleştiren birine rastlıyoruz. Sevdiklerimize hediye etmek için, neredeyse hepsini satın alıyoruz. ( Bize indirim yapıyor tanesine 20 ₺ ödüyoruz)



Yemekten sonra içki içmek ve dans etmek için  Spongebob adlı klübe gidiyoruz. Sahnedeki gruba, evlilik yıl dönümümüz olduğunu söyleyip, bizim için bir şarkı çalmalarını istiyor sevgilim.
Bu kadar şarkı içinden bula bula "Sarışınım" şarkısını çalıyorlar.

Yan taraftaki bir gruptan bir kız bizim için "Bizimkisi bir aşk hikayesi" şarkısını söylemek istiyor. Gecenin sonunda onlarında hesabını ödüyoruz.
Bu arada saksafon çalan Ceyhun' un da doğum günüymüş.




Çıkışta bir niyetçi ile karşılaşıyoruz. Niyet tablasının üzerinde minicik bir tavşan var. Ben tavşanı görünce heyecanlanıyorum.

Neden mi? Çünkü bizim inanılmaz tavşan hikayelerimiz var.

Yıllar önce bir film çekimi için Gelibolu Boncuk otele gitmiştim. Beraberimizde çekimde kullanmak üzere 4 adet tavşan götürmüştük. Çekimlerden sonra tavşanları İstanbul' a geri getirmek yerine çok müsait olan otelin bahçesinde bırakmıştım. Aradan zaman geçti, tekrar aynı otele yolum düştü. Sahibi beni görünce:
-Aman halimizi görün bahçe tavşan dolu, inanılmaz ürüyorlar diye yakınmıştı.

Daha sonra bir gün Eminönü' nü gezerken, çiçek pazarının oradan geçiyorduk. Sevgilim:
-Sana tavşan alayım mı ? diye sordu. Bense Boncuk Otel deneyimimden gelen panikle
-Hayırrrrr onlar inanılmaz ürüyorlar demem üzerine, sevgilim:
-Sadece bir adet tavşan alacağım. Nasıl üresinler??????

Bu sene de Ayvalık' ta kalırken, sevgilim sabah çarşıya çıkmış. Tavşan satan bir adam görmüş. Sabah sabah mutlu uyanayım diye, adamdan 1 adet  tavşan kiralamak istemiş. Tavşancı, tavşanların kiralık değil satılık olduğunu, sevgilim de bunu bildiğini ama satın almak değil, gerekirse aynı parayı vererek 2 saatliğine kiralamak istediğini anlatmaya çalışmış. Arkadaşların anlattığına göre, Ayvalık' ta hala bu hikaye anlatılıyormuş.

Dediğim gibi geçmişimizde böyle tavşan hikayelerimiz olunca, gördüğümüz her tavşan bizim için ilginç oluyor.

Niyetçi bizim duraksayıp birbirimize baktığımızı görünce, anında elime tavşanı verdi, kafama ve omuzuma da güvercinleri oturttu. Koluma da bir mavi boncuklu zincir taktı. Sevgilime dönüp:
-Hadi abi çek resimleri dedi.

Arkasından da 10 ₺ istedi.

Böylelikle bilmeden bizim tavşan hikayelerine bir yenisini eklemiş oldu.









Dondurma yiyerek yürürken, kalp balonumuzu da alıyoruz.





Konyaaltı plajlarınına dönünce, bir süre kumlarda uzanıp, yıldızları seyrediyoruz ve birbirimizi bulduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu konuşuyoruz...............


Seni seviyorum sevgilim, dilerim birlikte yaşlanırız........................


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARAVAN HAYATINA BAŞLANGIÇ

ODA İÇİNE BANYO YAPMAK

KARAVANDA İLK GÜN