17 Ağustos 2016 Çarşamba

KOZAK YAYLASI

Uzun zamandır kendimize yaşayacak bir yer arıyoruz biliyorsunuz.

Bu iş için de sürekli seyahat ediyoruz.

En son Kozak yaylasından bahsettiler.


Biraz internetten ve tanıdıklardan soruşturdum.

Hala bakir gibi gözüküyor.

Görelim bakalım şurayı................


                


Kozak yaylası Bergama ile Ayvalık' ın arasında.

İşte EKŞİ SÖZLÜK' ten Kozak Yaylasını tanımlayan cümleler............

türkiye nin cam fistigi bölgesidir. ayvalik a istanbul tarafından gelmeden 15 km önce ayrılan bir yoldan ulaşılır. yola devam edilirse kendinizi bergamada bulursunuz. kozak adi bir yerleşim bölgesini değil bir bölgeyi tanımlar. halkı yörük kökenlidir. çaya bile cam fistigi katarlar.

bergama'nın bir koyudur kozak..koyluler gecimini fıstıkcamlarından karsılarlar.
kozak yaylası muthis bır oksijen deposudur.kucuklugumden beri baharda pazar gunlerinin vazgecilmez mekani olmustur...bir de kısın kar yagar arasıra(bolgedeki hemen hemen en yuksek yerdir cunku)eger bergama ayvalık arasi seyahat ediyorsaniz kavsakli yollari olmasina ve cok daha uzun surmesine ragmen oradan gecmenizi tavsiye ederim...koyluler cok cana yakındır..hmmm kozak koylulerı elma yanaklarıyla taninir o bolgede ayrıca:)

ayrica muhtesem irilikte ve lezzette uzumlerin yetistirildigi uzum baglari ve bu uzumlerden yapilan sarap ve pekmez, buranin diger soz edilmesi gereken ozellikleridir.

çok mükemmel bir yol sunar bergama'dan ayvalığa gidenler için.yükselti 700 m. ye kadar çıkar.
kozak yaylasında kozak adı altında geçen 16 adet köy vardır. en büyük köy yukarıbey'dir.

Kozak, İzmir Bergama yöresinde bir bölgedir. Yöre halkı arasında Bergama ile Çanakkale arasındaki köylere Kozak Köyleri denir. Bu köyler;Okçular, Bağyüzü, Yukarıbey, Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Göbeller, Terzihaliller, Kaplan, Hacıhamzalar, Aşağıcuma, Aşağıbey, Hisarköy, Ayvalar, Yukarıcuma, Demircidere gibi köylerin topluluğundan oluşan bölgedir.Fıstık çamları ile kaplı olan bu yörenin Kozak adını almasının nedeni bitki örtüsünden dolayıdır. Çam ağaçlarının fıstık meyvesi taşıyan yumrusuna kozalak denir. Ege denizi ve çevresindeki yeryüzü oluşumu içinde başkalaşım geçirmiş, yer kabuğu jeolojik tarih çizgisinde ilk önce ortaya çıkmış yaşlı bir coğrafya kesimidir. Bergama’nın kuzey batısında olup doğusunda bulunan Madra dağının Maya tepesi 1344 metreye kadar yükselir. Ancak kozak köylerinin bulunduğu yayla ortalama 500 m. civarındadır.Akdeniz iklimi soluyan bu bölge yaygın granit topraklarda 700 metreye kadar çam ormanları ile kaplıdır. Yüksek kesimlerden batıya bakıldığında Ege denizi ve Midilli adası görülebilir. Bölgede bulunan Okçular Köyü denize sadece 25 km uzaklıktadır. Bu bölgenin büyük kısmının geçimini sağlayan fıstık çamı 15.000 hektarın üzerinde yer kaplamakta ve bölge ekonomisinin %60 ını sağlamaktadır. Diğer gelirler %40 dilim ise hayvancılık, granit işletmeleri, üzüm vb.Bergama Krallığı döneminden beri fıstık çamı üreten bir yayladır kısaca. Kozak’ta eskiden her köyde halı dokunurken günümüzde bu gelenek 15 köyden yalnızca Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Terzihaliller, Yukarıcuma ve Hacıhamzalar Köyleri’nde sürdürülmektedir...

Yani çok geniş bir alana bakmaya gidiyoruz demektir bu........




Bergama' ya ulaştığımızda çok acıkmıştık. Ama günlerden pazar olduğu için turistik yerler dışında açık bir yer bulamıyoruz.


Madra Dağı' na doğru tırmanmaya devam etmeye  karar veriyoruz.









 Geçtiğimiz yerler çok hoş. İnanılmaz bir dinginlik hissediyorum burada.

Yola çıkmadan önce buradan bir emlakçı ile görüşmüştüm.

İncecikler köyünün girişinde buluşmak üzere sözleşiyoruz.



 Ama ne yazık ki uzun zaman beklememize rağmen emlakçı gelemiyor.

Yola devam ediyoruz.

Biraz sonra karşımıza bir mesire yeri çıkıyor. Yukarıbey Köyünde, Kozak Yaşam Vadisi burası.

                  



                 


 Çok geniş bir araziye yayılmış bir tesiste, bir aile işletmesi burası. Bir otobüs dolusu da turist var.


 Eyvah çok kalabalık, aç kalacağız derken, çok hızlı bir servis ile karşılaşıyoruz. Tüm aile çok güleryüzlü.
 Burada patlıcanları bütün bütün kızartıyorlar.


Her şey çok lezzetli. Yemeğin üzerine kozak ağdası denilen bir tatlı getiriyorlar. Çam fıstığı ile yapılmış. 25.- gibi bir fiyat ödüyoruz.


 Bahçesine 4 adet minicik ahşap ev kondurmuşlar. Konaklamak isteyenler için açıyorlar.



Geçtiğimiz her yerde doğanın yapısından kaynaklanan çok büyük granit taşlar var.




 Hakan' ın yeri denilen bir yerde buluşmak için, başka bir emlakçı ile telefonlaşıyoruz.




 Yaklaşık 4' er bardak çaydan ve neredeyse bir paket sigaradan sonra, emlakçı geliyor.

Ne yapmak istediğimizi, nasıl bir yer aradığımızı anlatıyoruz.

Arabaya atlayıp, fikir sahibi olmak için, emlakçının göstereceği satılık olan yerleri gezmeye başlıyoruz.

















 Bölgeye ve doğasına bayılıyoruz. Ama bize gösterilen araziler metrekare olarak çok büyük. 40 dönüm-60 dönüm gibi yerler. Bu büyüklükteki yerler ile baş edemeyeceğimizi, bizim en fazla 20 dönüme kadar bir yer istediğimizi tekrar anlatıyoruz.

Telefonlarımızı bırakıp, yaz sonuna kadar vakti olduğunu, bizim için uygun bir yer bulursa aramasını, atlayıp hemen gelebileceğimizi söylüyoruz.

 Dönüşte bir virajı dönerken, bir tabela dikkatimi çekiyor. Yaklaşık 2 km. kadar, açılmış bir toprak yoldan gidiyorsunuz ve karşınıza aşağıdaki evler çıkıyor.

Çorak bir arazide yapılmış 6-7 adet villa. İnsan hem böyle bir yerde yaşamayı tercih edip, hem de niye bir site mantığında yaşamak ister anlamadım doğrusu.





 Yola devam ediyoruz.

               




Su içmek için yapılmış bir hayratta mola veriyoruz.

Kaz Dağlarının tam karşısındayız.

Muhteşem bir manzara........................









 Bu hafta da buraları gördük ve çok beğendik.

Gece konaklamak için Ayvalık' a dönüyoruz.


50 tane civarı midye yedik ayaküstü



Artık evimize dönme vakti................

Ama tekrar Kozak Yaylası' na geleceğimize eminim.

Aklım buralarda kaldı çünkü... 

27 Temmuz 2016 Çarşamba

BOZCAADA'NIN FARKLI YÜZÜ


Tekrar Bozcaada' dayız.

Son vapuru ucu ucuna yakalayabildik. Sevgilim son sürat araba kullanırken, ben bildiğim tüm duaları okumakla meşguldüm.

Nihayet adadayız.

Odaya yerleşip, acele bir duş aldıktan sonra rakılarımıza kavuştuk.

Bu sene arkadaşlarımız 4 yıldır işlettikleri otel ve meyhanelerini devrediyor.

Açılışta da onlarla beraberdik.

Tabii ki bizsiz kapatmalarına da izin vermeyeceğiz...........





 Keyifli sohbetlerle nasıl geçtiği anlaşılmayan, geç saatlere dek süren bir gecenin ardından, sabah erkenden kendimi Bozcaada sokaklarına attım.







Bu adanın her sokağını ayrı seviyorum.





                                                 Her dönemeçte ayrı bir detay gizli.



Adanın merkezindeki  DİNGONUN ATÖLYESİ- MİSKİN' e seramik kursları verilen yere uğruyorum. Burada aldığınız kurs sonucu ürettiğiniz malzemeleri de satabiliyorsunuz.











Merkezde Atölye Miskin'de (ismi bulunduğu miskin limandan geliyor) yıl boyunca  seramik dersleri veriliyor. İlgilenenler çarşamba-perşembe günleri 14.00-16.00 saatleri arasındaki derslere katılabilir. Murat Hoca 0542 645 66 55

Kış aylarında bu atölyeye devam etme düşüncemi, ajandama kaydediyorum.


Her sokakta beni gülümseten farklı bir şey ile karşılaşıyorum





ATÖLYE KARGABAK'ın sokağından geçerken, balkondan gözlerimi alamıyorum.

Kurumaya bırakılan balkabakları bir sanat şaheseri adeta.





Uğur Bey ve tatlı eşi burada hem yaşıyorlar, hem de ürettiklerini satışa sunuyorlar. Benim aklım sattıkları mamullerden çok, balkonda kurumayı bekleyen ham kabaklarda kalıyor.

Biraz lafladıktan sonra tekrar sokaklara dönüyorum.


Çocukluğumun ev temelleri. Biz kazılan bu hendeklerin içinde saklambaç oynardık





Sahilde yeni açılan ŞONEF HOUSE HOTEL'i geziyorum.

Şonef House, 200 yıllık bir şaraphanenin orjinal taşları ile restore edilerek hayata döndürüldüğü yer. Dışarıdan baktığınızda tek katlı taş bir bina, ama içeriye girdiğinizde 3 katlı, kocaman, aydınlık bir otel bekliyor sizi. Tavan pencereleri sayesinde sürekli ışık alan otelin mimari projesi, Mimar Sinan Üniversitesi'nin hocalarına ait...


Akşam Efilasis Otelinin işletmecisi Yurdakul Bey' in  doğum gününe davetliyiz.

Hoş bir bileklik alıyorum.

Gece oldukça kalabalık bir topluluk oluyoruz.

Genellikle otel sahipleri var.
Dionyesos otel, Karahan otel, Hanımeli otel. 

Çok hoş insanlarla tanışıyoruz.

Adanın sorunlarından söz ediliyor.

Özellikle bağ bozumu kutlamalarının yapılmasından vazgeçilmesine çok üzülüyorum.




Sabah kahvaltıdan sonra yola çıkmaya niyetliydik.



 Fakat yaz mevsimi tarife değişikliğinden dolayı, vapur saatlerinde aksama oluyor.
Herkes,- bize göre- vaktinden önce hareket eden gemiye binemeyip, iskeleye yığılınca, saat 12.00' ye mecburi bir ek sefer konuluyor.





 Bu sene artık bir daha Bozcaada' ya uğramayız diyoruz, dostlarımıza el sallarken

Ama kim bilir, belli mi olur?

Burası Bozcaada,
Bizde eh BİZİZ işte....................