BADEMLİ-KORUOBA-DEMİRCİKÖY-TAYLIELİ

Bu  sabah Bademli Köyüne doğru yola çıktık.

Köy meydanında oturan yaşlılara buralarda bir emlakçı olup olmadığını sorduk. Gösterdiler ama, tavırlarından bu kişiden pek de hoşlanmadıklarını anladık.

Oysa gittiğimizde çok hoş bir mekan ve bu işlerden iyi anlayan İstanbullu biriyle karşılaştık.


 Emlakçı  el sanatları satan bir şekilde döşenmiş. Aynı zamanda bir lokal görevi de görüyor.

Bizi Balaban Altı denilen bir bölgeye götürdüler.









 2000 m2 içinde bir hayvan damı olan bir arazi. 150.000 ₺. Yer çok güzel. Uzaktan deniz de görüyor. İçinde her ne kadar hayvan damı olarak geçse de ev olarak restore etmeye çok uygun olan bir yapı var.
Fakat bu sefer de karşımıza farklı bir sorun çıkıyor.
Arazinin hemen yan tarafında bir hayvan barınağı var. Yani kokudan burada yaşanmaz.

Aramaya devam edeceğimizi söylüyoruz.

Koruoba Köyünde bir yer daha olduğunu söylüyorlar.

Koruoba köyü harika bir yer. Tepeden inince denizle karşılaşıyorsunuz. Deniz kenarına kadar indik. Suyla karışık çakılların arasında bir süre yol aldıktan sonra, bizim arabayı bırakıp, emlakçının cipine geçtik.
Bir aralıktan tekrar tepeye tırmanmaya başladık. Öyle bir nokta geldi ki arabayı bırakıp yürümek zorunda kaldık.

Sonunda geldiğimiz yer bir harikaydı. 5 dönüm 450.000 ₺.

Yer muhteşem ama, ev yapmak ve yaşamak  ancak  helikopteriniz varsa mümkün. Ben böyle itirazlarımı sıralayınca, emlakçı hemen arazinin altında yapılmış muhteşem evi gösterdi.
Ev Dr. Gülten Yazgan' a aitmiş.
İçinde hizmetliler kalıyor. Herhalde onların helikopteri vardır. Ne yazık ki biz zengin değiliz!!!!!

İnsanlar nerelere ne evler yapıyor inanamıyorum..........

Yola devam edip, Demirci Köye geliyoruz.
Köyün girişinde, evinden çıkmak üzere olan adını sonradan öğrendiğimiz Vehbi Dayı ile karşılaşıyoruz.
"Arsa mı bakıyorsunuz?" diyor, daha biz bir şey sormadan.
"Bekleyin hele evden kağıdımı alıp geleyim" diyor arkasından da.
Buralarda işlerin bu hale geldiğine inanamıyoruz. Alıp geldiği kağıtta Ayşe 300.000, Hasan 350.000 gibi alt alta isimler ve istenen paralar var. Kağıda bakmak istediğimizde zar zor razı oluyor, sanki elinden kapıp kaçacakmışız gibi.





 Gösterdiği arazinin hemen arkasında yine aynı sorun var, hayvan besi çiftliği.

Burası çok ilginç bir köy. Fransız ve Korelilerden oluşan 12 hane var.






Köy kahvesinde bize çay ısmarlıyor, Vehbi Dayı. Kahvede çalışan çocuk Suriyeli. Köyde hiç genç kalmadığından yakınıyor, çaylarımızı içerken.

Teşekkür edip ayrılıyoruz. Fakat bu köyü çok seviyoruz. İnsanları inanılmaz güler yüzlü.


 Ahmetçe Köyü- Küçükkuyu sahil yolundan  devam ediyoruz.
Burhaniye' ye geliyoruz.

Burhaniye' de Doruk Emlaktan İdris Bey ile birlikteyiz şimdi de.

Aşağı yukarı yarım saat kahveler eşliğinde edilen sohbetten sonra İdris Bey' in bizi hiç anlamadığını öğreniyoruz.

Çünkü bizi götürdüğü yer Taylıeli Köyünde, yarım kalmış bir otel.











3 dönüm arazi içinde 16 odalı, bütün kaba inşaatı bitmiş otele 1.750.000 ₺ isteniyor.

Biz ne istediğimizi anlatmak konusunda bu kadar yanlış yapıyor olamayız, diye düşünüyorum.
İnsanlar gerçekten dinlemiyor, ya da daha önceki verileri ile değerlendiriyor duyduklarını.


Artık akşam oluyor, kalacak yere ihtiyacımız var.

Cunda Adasına geliyoruz.





 Uzun Apart otelde epey bir süre kapıyı çaldıktan sonra açtırıyoruz. Burası kış aylarında üniversite öğrencilerine aylık olarak kiraya verilen bir yer. Oldukça samimi, şirin ve temiz bir yer. 110.- ödüyoruz.

Sahibi artık apartların iş yapmadığını, çünkü kadınların tatilde iş yapmak istemediğini anlatıyor. Bu yüzden bir kısmını otel olarak çalıştırıyorlar.



                



Akşam yemeği için her Cunda' ya gelişte gittiğimiz Lal Cafe' ye gidiyoruz. Harika yemekler eşliğinde nihayet rakımızı yudumluyoruz.

Her ne kadar bu gezi çok verimli geçmiyor gibi gözükse de ne istemediğimizi daha net kavrıyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARAVAN HAYATINA BAŞLANGIÇ

ODA İÇİNE BANYO YAPMAK

KARAVANDA İLK GÜN