GÜLPINAR VE KORUBAŞI KÖYÜ



Sabah Geyikli' den ayrıldık. Sahil yolu üzerinden Gülpınar' a gidiyoruz.

Geyikli' den çıkar çıkmaz ormanlık bir yola girdik. Bu bölgenin adının Dalyan olduğunu öğreniyoruz.
Yol kenarında bir satılık ilanı gördük.




Hemen durup ilanda verilen numarayı aradık. Aklımızda bir yazlık alma fikri yok ama, buradaki evlerin fiyatını öğrenmek istiyorum. Sahibi bahçe kapısının açık olduğunu, girip bakabileceğimizi söylüyor.












 Yol kenarından set set aşağıya kadar inen bir yer burası. Belli ki zamanında otel olarak işletilmiş. Ama istenen rakam inanılmaz. Ayrıca yasal olduğunu da zannetmiyorum. Eve bakarken yan taraftaki komşu ile selamlaşıyoruz. Bizi kahve içmeye davet ediyorlar.






Böylece Ali-Nagihan çifti ile tanışıyoruz. Kendi yaptıkları nefis likör eşliğinde kahvelerimizi yudumlarken, bize buraları hakkında bilgi veriyorlar. Ev yapmanın ne kadar zor olduğunu, kendilerinin de prefabrik bir evi nasıl zorluklarla inşa ettiklerini anlatıyorlar.

Kahvelerin ardından Nagihan Hanım bize göstermek istediği yerler olduğunu söylüyor.
Geyikli' nin Oduncu iskelesi taraflarının nasıl gelişmekte olduğunu, hatta İstanbul' dan Elma Sanat Atölyesi' nin burada bir yer inşa ettiğini, burada bir sanat köyü inşa ettiklerini anlatıyor.
Görmek üzere geri dönüyoruz.






Bittiği zaman gerçekten keyifli olacak gibi. Ama bu da bizim düşlediğimiz gibi bir şey değil.
Kendisine hem leziz likörleri hem de candan misafir severliği için teşekkür edip tekrar yola koyuluyoruz.

Yolda ilginç bir tabela görüyoruz.
Kestanbol Kaplıcaları.
Çok ilginç, hiç beklemediğiniz bir anda ve böyle ıssız bir yerde karşımıza çıkınca, bakmak istiyoruz. Belki yemek de yeriz.



Burası yatılı olarak hizmet veren bir merkez. Masaj, hamam, bakım merkezi, her şey var.













Bir an acaba masaj yaptırsam mı diye düşünüyorum ama düşündüğüm hızla vazgeçiyorum bu fikirden. Gülpınar' a devam ediyoruz.



Yemek yiyecek bir yer ararken yol üzerinde bir otel görüyoruz ama ne yazık ki kapalı.




İşte insanların olduğu bir yer.
  Tavaklı köyü Çamlık kamping. Yer çok güzel ama keşke köftelerin yapıldığı mutfağı görmeseydim. Yine de burada yiyoruz, çok açız çünkü. Ekmek arası köfte ve biralara 50.- ödüyoruz.







Nihayet Gülpınar 'dayız. Mustafa Beyi buluyoruz. Derdimizi anlattıktan sonra hep birlikte yola koyuluyoruz.

İlk baktığımız yer yol üzeri 23 dönüm bir arazi. m2 si 25.- Elektrik ve su yok. Elektriğin ana yoldan trafo vasıtasıyla alınabileceğini söylüyor Mustafa Bey. Arazi de oldukça meyilli, aşağılara kadar iniyor.






Babakale tarafına yöneliyoruz.



 Kıyıda Narcissus otel var. Yeri harika ama çok bakımsız.



Otelin yanından yola devam ediyoruz. Karşıda gözüken beyaz evlerin arkasına gideceğiz. O beyaz evlerin hemen önünde ise 12 dönüm 500.000$ olan turizm ruhsatlı 5 kat imarlı bir yerden bahsediyor. Yer çok güzel ama, fiyat bizim için çok pahalı.


Doğru dürüst yolu bile olmayan bir tepeye tırmanıyoruz. Nisan ayında bile, araba her an bir yere saplanıp kalacak endişesi taşıyorum. Kışın buraları ne haldedir düşünemiyorum bile.

Tepede 10 parsel şeklinde ayrılmış, site yapmaya müsait bir yere geliyoruz. Burada da 500m2 ye 300.000.- isteniyormuş.




Mustafa Bey' e yardımlarından dolayı teşekkür edip, telefonlarımızı bırakıyoruz. Yola ve aramaya devam.

Sokakağzı denilen bir yer görmüştüm internette merak ediyorum. Amacım o köyde konaklamak. Geç bir saatte ulaşabiliyoruz. Gerçekten çok hoş bir köy. Ama  açık olan 2 oteli film ekibinin kapatmış olduğunu görüyoruz. Prodüksiyon amiri, istersek bir tane boş odaları olduğunu bize verebileceklerini söylüyor. Suların kesik olduğunu görünce vazgeçiyoruz. Köyün diğer ucundaki Bergos Otelde yer olabileceğini söylüyorlar.  Bergos Otel kapalı gözüküyor bahçede bir elemana rastlıyoruz. Burasının kapalı olduğunu ama, Korubaşı köyündeki yerlerinin açık olduğunu öğreniyoruz. Telefonla yer ayırtıyoruz.
Artık akşam oldu, yorulduk ve acıktık.

Korubaşı köyünde Bergos otelde bizi karşılıyorlar.
Aynı bahçe içinde, ailenin kaldığı bir ev de var. Karnımızın aç olduğunu söyleyince, menemen ve salata yapabileceklerini söylüyorlar.




Sabah kahvaltısı olarak, köy ürünleri beklerken, dankekler ilginçti doğrusu.




 Sabah köyde neler yapıldığını sorduğumda, dokuma tezgahlarından bahsediyorlar.

 Kimse malını satmıyor. Köydeki evlenecek kızların işini yapmak, onlara yetiyormuş.




Bu arada kamyonetlere yüklenen koyunlar görüyorum, elleri ayakları bağlı vaziyette. Koyunların daha fazla süt emmesin diye, yavrularından ayrı bir yere götürüldüğünü öğreniyorum.




Bahçelerden toplanıp  ikram edilen çağlaları yerken, Bergos Otele 240.- ödeyip, yola çıkıyoruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARAVAN HAYATINA BAŞLANGIÇ

ODA İÇİNE BANYO YAPMAK

KARAVANDA İLK GÜN